İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 62 / 255
62

olmak için, mânâ-yı harfî kabîlinden bazen îmâlarda bulunmuş ve eski resûllerin hâllerini nazara alarak, onlara iktidâ ile tesellî yollarını göstermiş ise de; bu, bir kanun-u fıtrîdir; tahammül ve inkıyad lâzımdır diye lisân-ı hâl ile ilân etmiştir.

Bu âyet ﴾ وَلَهُـمْ عَـذَابٌ عَظ۪يـمٌ ﴿ cümlesine kadar bütün eczâsıyla, küfrü takbih ve tenfîr ile nehyeder. Ve ehl-i küfrü, tehdid ve tahvif ile küfürden terhîb eder.

Ve kezâ, bütün kelimâtıyla, küfrün büyük bir musîbet olmakla beraber, lezzeti yok, elemi var; ni'meti yok, nıkmeti var diye ilân eder.

Ve kezâ, bütün cümleleriyle küfrün herşeyden zararlı olduğunu tasrîh eder. Evet, onlar îmân etmediklerinden ve cevher-i rûhu ifsad ve bütün elemleri içine alan küfür musîbetine ma'rûz kaldıklarından لَمْ يُؤْمِنُوا ya bedel كـَـفَرُوا tâbiriyle işâret edilmiştir.

Ve kezâ لَا يَتْرُكُونَ الْكُفْرَ kelimesine bedel ﴾ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿ tâbiriyle, onların büyük musîbete ma'rûz kaldıkları gibi, pırlanta gibi cevher-i îmânîyi de kaybettiklerine işârettir.

Ve kezâ, ﴾ خَتَـمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِـمْ ﴿ cümlesiyle kalb ile vicdân, nur-u îmân sâyesinde hakàik-ı İlâhiyenin tecellîsine mazhar olmakla menba'-ı kemâlât, hayatdâr ve ziyâdâr oldukları hâlde; küfrün ihtiyar edilmesiyle; zulmetli, ıssız haşerât-ı muzırra yuvasına inkılâb ettikleri için mühürlenmiş, kilitlenmiş ki, o korkunç yuvadaki akreplerden veya yılanlardan ictinâb edilmesine işâret edilmiştir.

Ve kezâ, ﴾ وَعَلٰى سَمْعِـهِـمْ ﴿ kelimesiyle, küfür sebebiyle kulağa ait pek büyük bir ni'meti kaybettiklerine işâret edilmiştir. Hattâ kulaktaki zar, nur-u îmân ile ışıklandığı zaman, kâinâttan gelen manevî nidâları işitir. Lisân-ı hâl ile yapılan zikirleri, tesbihâtları fehmeder. Hattâ o nur-u îmân sâyesinde rüzgârların terennümatını, bulutların na'ralarını, denizlerin dalgalarının nağamâtını ve hâkezâ.. yağmur, kuş ve sâire gibi her nev'iden Rabbânî kelâmları ve ulvî tesbihâtı işitir. Sanki kâinât, İlâhî bir mûsikî dâiresidir. Türlü türlü âvâzlarla, çeşit çeşit terennümatla kalblere hüzünleri ve Rabbânî aşkları intibâ' ettirmekle kalbleri, rûhları, nurânî âlemlere götürür, pek garîb misâlî levhaları göstermekle, o rûhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere garkeder.

Fakat o kulak, küfür ile tıkandığı zaman, o lezîz, manevî, yüksek savtlardan mahrum kalır. Ve o lezzetleri îrâs eden âvâzlar, mâtem seslerine

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.