İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 189 / 255
189 Nükte-i İ'câziye

► 26-27 ◄

﴿ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَابَعُوضَـةً فَمَا فَوْقَهَاۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّـهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِـمْۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰـذَا مَثَلًاۢ يُضِلُّ بِـه۪ كَث۪يرًا ويَهْـد۪ي بِـه۪ كَث۪يرًاۜ وَمَا يُضِلُّ بِـه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ ❀ اَلَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْـدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْـدِ م۪يثَاقِـه۪ۖ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِـه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۜ اُو۬لٰٓئِـكَ هُـمُ الْخَـاسِرُوـنَـ ﴾

Gayet kısacık bir meâli; yani: “Cenâb-ı Hak, kullarını irşad ve îkaz etmek üzere, sivrisinek gibi hakîr, kıymetsiz bir hayvanla veya bir mahlûkla misâl getirmeyi, kâfirlerin keyfî için terketmez. Îmânı olanlar, onun, Rablerinden hak olduğunu bilirler. Amma kâfirler, ‘Allah bu gibi hakîr misâllerden neyi irâde etmiştir’ diyorlar. Allah, onun ile çoklarını dalâlete atar ve çoklarını da hidayete götürür. Fakat fâsıklardan mâadâ dalâlete attığı yoktur. Fâsıklar da ol adamlardır ki; Allah’ın tâatinden hurûcla, mîsâk-ı ezelîden sonra ahidlerini bozarlar ve Allah’ın akrabalar arasında veya mü'minler beyninde emrettiği hatt-ı muvâsalayı keserler; yeryüzünde işleri ifsaddır; dünya ve âhirette zarar ve hüsrana ma'rûz kalan ancak onlardır.”

Bu âyetin de sâir arkadaşları gibi mevzû-i bahs olacak vücûh-u irtibatı ve cihât-ı nazmiyesi üçtür. Maahazâ, bu âyetin meâli, hem mâkabline, hem mâba'dine, hem Kur'ânın tamamına bakıyor.

Mâba'dine olan vech-i irtibatı:

Evet, vaktâ ki Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân; sinekten, ankebûttan misâl getirdi; karınca ile bal arısından bahsetti; müşrikler, münâfıklar, Yahudîler i'tirâz için fırsat bularak ahmakàne dediler ki:

“Allah, azametiyle beraber, böyle hasîs, hakîr şeylerden bahsetmeye tenezzül eder mi? Hâlbuki ashâb-ı kemâl, bu gibi kıymetsiz şeylerden bahsetmeye tenezzül etmezler, hayâ ederler.” Kur'ân-ı Kerîm, bu âyetle ağızlarına vurarak kapattı.

Mâkabline cihet-i nazm ve irtibatı:

Evet, Kur'ânın ihtiva ettiği sıfât ve mezâyânın hiçbir kelâmda, hiçbir kitapta, hiçbir şahısta bulunmadığı, sûre başında isbât edildiği gibi, Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın nübüvveti de Kur'ânın i'câzıyla

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.