İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 6 / 255
6

Hâşiye: Bu hàrika tefsirde, münâfıklar hakkında olan oniki âyet ile muannid kâfirler için olan iki âyetin izâhat ve tafsilâtının içinde çok münâsebât-ı belâğatı çoklar anlamayacak ve istifade etmeyecek ehemmiyetsiz nüktelerinin zikredilmesinin sırrı ve diğer âyetlerdeki tahkîke ve izâha muhâlif olarak mâhiyet-i küfriyenin tafsilâtına ve ehl-i nifâkın temessük ettikleri şübhelerine pek az temâs edilmesinin hikmeti ve yalnız elfâz-ı Kur'âniyenin ince işârât ve delâletlerinin ehemmiyetle beyân edilmesinin sebebi “Üç Nükte” dir.

Birinci Nükte: Bidâyet-i zuhûr-u İslâmiyette muannid ve kitapsız kâfirlerin ve nifâka giren eski dinlerin münâfıkları gibi, aynen bu zaman-ı âhirde bir nazîresi çıkacağını ders-i Kur'ânîden gelen bir sünûhât ile Eski Said hissetmiş. Münâfıklar hakkındaki âyetleri izâh ile en ince nükteleri beyân etmiş; fakat mütâlaacıların zihnini bulandırmamak için mâhiyet-i mesleklerini ve istinâd noktalarını mücmel bırakmış, izâh etmemiş. Zâten Risale-i Nurun mesleği odur ki; zihinlerde bir iz bırakmamak için, sâir ulemâya muhâlif olarak, muârızların şübhelerini zikretmeden öyle bir cevab verir ki, daha vehim ve vesveseye yer kalmaz. Eski Said, bu tefsirde, Risale-i Nur gibi, zihinleri bulandırmamak için yalnız belâğat noktasında lafzın delâletine ve işârâtına ehemmiyet vermiş.

İkinci Nükte: Mâdem Kur'ân-ı Hakîmin her harfinin okunmasıyla öyle bir kıymeti olur ki; bir harf, on, yüz, bin ve binler sevâbı ve bâkî meyve-i uhrevîyi verecek mâhiyettedir. Elbette Eski Said’in bu tefsirinde bir saç gibi, bir zerre gibi, Kur'ânın kelimâtına temâs eden nükteleri izâh etmesi isrâf değil, ehemmiyetsiz değil; belki göz kapaklarının kirpikleri ve belki göz bebeğinin zerreleri gibi kıymetli olduğunu hissetmiş ki, o dehşetli harb içinde bu incecik saç gibi münâsebetleri yazmaktan ve düşünmekten, avcı hattında düşman gülleleri onu şaşırtmamış, ondan vazgeçirmemiş. (Hâşiye) [^1]

[^1]:(Hâşiye) Acaba böyle bir adam, hiç mümkün müdür ki; dini, siyasete, dünyaya âlet etsin? Bu ittihamı yapanların, ne derece adâletten haric bir zulüm ettikleri anlaşılır. Nur Talebelerinden Zübeyr, Bayram

Üçüncü Nükte: Türkçeye tercümesi, Arapçadaki cezâlet, belâğat ve hàrika kıymetini muhâfaza edememiş, bazen de muhtasar gitmiş. Onun için münâfıklar hakkındaki uzun tafsilâtın bir kısmını neşretmemek niyet ettik. Fakat Kur'âna ait olması cihetiyle Kur'âna ait bir zerrenin de kıymeti büyüktür. Belki bazılara da fâidesi vardır. İnşâallâh Arabî tefsir, bu tercümenin âhirinde bir mâni olmazsa neşredilecek; tercümedeki noksanlarını izâle edecek. Fakat Arabî tefsirde tevâfukun envâ'ından çok hàrikalar

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.