Yalnız, zaman ve mekânın tağayyür etmesi te'siriyle tahavvül ve tebeddüle ma'rûz olan fürûât kısmında müessistir. Bunda aklî ve mantıkî olmayan bir cihet yoktur.
Evet, mevâsim-i erbaada giyecek, yiyecek ve sâir ilâçların tebeddülüne lüzum ve ihtiyaç hâsıl olduğu gibi, bir şahsın yaşayış devrelerinde, ta'lim ve terbiye keyfiyeti tebeddül eder.
Kezâlik, hikmet ve maslahatın iktizası üzerine, ömr-ü beşerin mertebelerine göre ahkâm-ı fer'iyede tebeddül vardır. Çünkü, fer'î hükümlerden biri, bir zamanda maslahat iken, diğer bir zamana göre mazarrat olur. Veya bir ilâç, bir şahsa devâ iken, şahs-ı âhere dâ' olur. Bu sırdandır ki, Kur'ân, fer'î hükümlerden bir kısmını nesh etmiştir. Yani “vakitleri bitti, nöbet başka hükümlere geldi” diye hükmetmiştir.
﴾ مِنْ قَبْـلِكَ ﴿ Kur'ânda hiçbir kelime bulunmuyor ki, mevkiiyle münâsebetdâr olmasın veyâhut mevkiinin başka bir kelimeye münâsebeti daha çok olsun. Evet, Kur'ânın herhangi bir yerinde bulunan bir kelime, o mevkiin başında bir tâc-ı zerrîn gibi görünür. Ve aralarındaki münâsebetlerden dolayı, aralarında geçimsizlik yeri yoktur. Ezcümle ﴾ مِنْ قَبْـلِكَ ﴿ kelimesine bak! Bu âyetin her tarafından uçup bu kelimenin başına konan letâifi gör. Zîra bu âyet, nübüvvet hakkındadır. Nübüvvet mes'elesinde “Beş Maksad” vardır. Bu maksadlar, beş nükte ve letâiften in'ikâs etmiştir. Bu beş letâif, ﴾ مِنْ قَبْـلِكَ ﴿ nin sadefindedir. Maksadlar ise:
1. Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, resûldür.
2. Ekmelü'r-Rusüldür.
3. Hâtemü'l-Enbiyâdır.
4. Risaleti, âmmedir.
5. Şerîatı, sâir şerîatların mehâsinini cem' ile onların nâsihidir.
Birinci maksadın ﴾ مِنْ قَبْـلِكَ ﴿ den vech-i in'ikâsı: Meslekleri ve yolları bir olan bir cemâat, ﴾ مِنْ قَبْـلِكَ ﴿ kelimesinden îmâen fehmolunur. Binâenaleyh, Hazret-i Muhammed’in (A.S.M.) ﴾ مِنْ قَبْـلِكَ ﴿ deki zamîre merci' olması, o cemâatten ma'dûd olmasını iktiza eder. Ve onların meslekleri olan nübüvvetlerine ve kitaplarının sıdkına olan bütün deliller, Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın risaletine ve Kur'ânın Allah’tan nâzil olduğuna bir hüccet-i kàtıa olduğu gibi, onların mu'cizeleri de Hazret-i Muhammed’in (A.S.M.) da'vâsına bir mu'cize hükmüne geçer.
