İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 44 / 255
44

yüksek olduğuna işârettir. Çünkü عَلٰى da ihtiyar olmadığı gibi, vâsıta-i nüzûlün daha yüksek olduğuna delâlet eder.

اِلَيْـكَ deki zamîrin ism-i zâhire tercih sebebi; Kur'ân ve Kur'âna ait hususat hususunda Hazret-i Muhammed (A.S.M.) yalnız muhâtab olup, Kelâm, Allah’ın kelâmı olduğuna işârettir. Bu kelâmın îcâz derecesi, şu zikredilen letâiften anlaşıldı.

﴾ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْـلِكَ ﴿ Bu gibi sıfatlarda bir teşvik vardır. Ve o teşvikten sâmi'leri imtisale sevk eden emirler ve nehiyler doğuyor. Bu cümlenin mâkabliyle nazmına dair “dört letâif ” vardır.

l . Bu cümlenin mâkabline atfı, medlûlün delile olan bir atfıdır. Şöyle ki:

“Ey insanlar! Kur'âna îmân ettiğiniz gibi, kütüb-ü sâbıkaya da îmân ediniz. Çünkü Kur'ân, onların sıdkına delil ve şâhiddir.”

2. Yâhut o atf, delilin medlûle olan atfıdır. Şöyle ki:

“Ey ehl-i kitab! Geçmiş olan enbiyâ ve kitaplara îmân ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ile Kur'âna da îmân ediniz! Zîra onlar, Hazret-i Muhammed’in (A.S.M.) gelmesini tebşîr ettikleri gibi, onların ve kitaplarının sıdkına olan deliller, hakikatiyle, rûhuyla Kur'ânda ve Hazret-i Muhammed’de (A.S.M.) bulunmuştur. Öyle ise, Kur'ân Allah’ın kelâmı ve Hazret-i Muhammed (A.S.M.) de resûlü olduğunu tarîk-ı evlâ ile kabûl ediniz ve etmelisiniz!”

3. Zaman-ı Saâdette Kur'ândan neş'et eden İslâmiyet, sanki bir şeceredir. Kökü Zaman-ı Saâdette sâbit olmakla, damarları o zamanın âb-ı hayat menba'larından kuvvet ve hayat alarak her tarafa intişar ettikleri gibi, dal ve budakları da istikbâl semâsına kadar uzanarak âlem-i beşere maddî ve manevî semereleri yetiştiriyor.

Evet, İslâmiyet, mâzi ile istikbâli kanatları altına almış, gölgelendirerek, istirahat-i umumiyeyi te'min ediyor.

4. Kur'ân-ı Kerîm, o cümlede ehl-i kitabı îmâna teşvik etmekle, onlara bir ünsiyet, bir sühûlet gösteriyor. Şöyle ki:

“Ey ehl-i kitab! İslâmiyeti kabûl etmekte size bir meşakkat yoktur. Size ağır gelmesin! Zîra, size bütün bütün dininizi terketmenizi emretmiyor. Ancak, i'tikàdatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esâsât-ı diniye üzerine bina ediniz.” diye teklifte bulunuyor. Zîra Kur'ân, bütün kütüb-ü sâlifenin güzelliklerini ve eski şerîatlarının kavâid-i esâsiyelerini cem'etmiş olduğundan usûlde muaddil ve mükemmildir. Yani, ta'dil ve tekmîl edicidir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.