İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 251 / 255
251

ehl-i ilim, yüz binlerle Kur'ân tefsirlerini meydâna getirmişler; bütün asırları Kur'ânın nuruyla ışıklandırmışlardır.

İşte Risale-i Nur da; bu asırda Kur'ânın feyziyle vücûd bulan, beşerin tekemmülâtına uygun olarak Kur'ânın gösterdiği mu'cizeli hakikatlerin, bu tekâmül ile sâha-yı fiile konulduğunu bildiren ve asrın idrakine hitâb eden gayet kudsî bir tefsirdir. Kur'ân baştanbaşa Tevhid-i İlâhîyi ilân ediyor. Risale-i Nur da, Îmân-ı Billâh’ı gösteren ve hakàik-ı îmâniyeyi ders veren âyetleri tefsir ediyor.

İşte muhâkemenin asıl mevzûu budur.

Otuz seneden beri gizli din düşmanlarının, komünistlerin ve masonların tahrîkâtıyla Risale-i Nur şâkirdleri, birçok mahkemelere sevkedilmişler. Âdil mahkemeler de, o hâin, gizli din ve Kur'ân düşmanlarının ettikleri iftiraları inceden inceye tedkik etmişler, “Bunlarda bir suç yok; kitaplar ise, faydalı kitaplardır” diyerek, çok mahkemeler berâetle neticelenmişlerdir.

Temyiz Mahkemesi de, üç defa mahkemelerin berâet kararını tasdik etmiş. Hüküm kaziye-i muhkeme hâline geldiği hâlde, memleketi umumî bir dinsizliğe sürüklemek için perde arkasındaki din düşmanları; fa'âliyetlerini mütemâdiyen tazelemişler, sükûn ve âsâyişe pek çok muhtaç olan memleketimizi bu cihetten zaafa uğratmak için adliyeleri, mahkemeleri dâima hâinâne tertiblerle meşgul etmişlerdir.

Evvelce şifâhen dahi arz ettiğim vecihle; Selef-i Sâlihîn’in bıraktığı kudsî tefsirler iki kısımdır: Bir kısmı, ahkâma dair tefsirlerdir. Diğer bir kısmı da, Âyât-ı Kur'âniyenin hikmetlerini ve îmân hakikatlerini tefsir ve izâh ederler. Selef-i Sâlihînin bu türlü tefsirleri çoktur. Hususan Gavs-ı A'zam Şah-ı Geylânî, İmâm-ı Gazâlî, Muhyiddin-i Arabî, İmâm-ı Rabbânî gibi zevât-ı kirâmın eserleri, bu kısım tefsirlerdir. Bilhassa Mevlâna Celâleddin-i Rûmî Hazretlerinin Mesnevî-i Şerîfi de bu tarz bir nev'i manevî tefsirdir. İşte Risale-i Nur, bu tarz tefsirlerin en yükseği, en mümtâzı ve en müstesnâsıdır. İşte mâdem bu tarz tefsirler mütedâvildir, kimse ilişmiyor, Risale-i Nura da ilişmemek lâzımdır. İlişenler, Kur'âna ve ecdâda düşmanlıklarından ilişirler.

Risale-i Nur, erkân-ı îmâniyeyi ve Âyât-ı Kur'âniyeyi tefsir ederek öyle bir tarzda beyân eder ki; hiçbir münkir, hiçbir dinsiz, o hakikatleri inkâr edemez. Hem riyâzî bir kat'iyyetle isbât eder, göze gösterir, aklı doyurur, letâifi kandırır; artık hiçbir îmânî ve Kur'ânî hakikati inkâra mecâl kalmaz. Bundan dolayıdır ki; dinsizler, komünistler, bu memlekette Risale-i Nur varken mel'ûnâne fikirlerini sâha-yı tatbike koyamadıklarından

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.