İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 233 / 255
233 Halifelik Sırrı

7. ﴾ لَوْ لَآ اَنْ رَاٰ بُرْهَانَ رَبِّـهِ ﴿ âyet-i kerîmesinin –bir kavle göre– işâret ettiği gibi...

Hazret-i Yûsuf’un (A.S.), Kenan’da bulunan babasının timsâlini görür görmez Zeliha’dan geri çekilmesi ve kervanları Mısır’dan avdet ettiğinde Hazret-i Yakub’un ﴾ اِنِّى لَاَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ ﴿ Yani: “Ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum.” demesi.

Ve kezâ celb ilmine âgâh bir vezirin, Hazret-i Süleyman’a “gözünü açıp yumuncaya kadar Belkîs’in tahtını getiririm” demesine işâret eden ﴾ اَنَا اٰتِيكَ بِـهِ قَبْـلَ اَنْ يَـرْتَـدَّ اِلَيْـكَ طَرْفُكَ ﴿ âyet-i kerîmesi, pek uzak mesâfelerden celb-i savt, sûret vesâire gibi beşerin keşfettiği veya edeceği icâdâta nümûne ve me'hazdirler.

8. “Hazret-i Süleyman’a, kuş dilini öğrettik ” mânâsında

﴾ عُـلِّمْـنَا مَنْطِقَ الطَّيْـرِ ﴿ olan Âyet-i Kerîme; beşerin keşfiyâtından radyo, papağan, güvercin gibi âlât ve hayvanların konuşmalarına ve mühim işlerde kullanılmasına me'hazdir.

Ve hâkezâ, beşerin henüz keşfedemediği çok mu'cizeler vardır; istikbâlde yavaş yavaş keşfine muvaffak olur. Bu âyetin nazmında dahi emsâli gibi “üç vecih” vardır.

Birinci Vecih: Evvelki âyetle irtibatıdır. Şöyle ki:

İnsanın hilkati hakkında melâikenin i'tirâzlarına, evvelki âyette umumî, fehmi kolay, iknâ edici bir cevab verilmiştir. Bu âyetle, avâm ve hàvâssı iknâ eden tafsilâtlı bir cevab verilmiştir.

2. Evvelki âyette, beşerin hilâfet mes'elesi tasrîh edilmiştir; bu âyette ise, nev'-i beşerin melâikeye karşı gösterdiği mu'cize ile, da'vâ-yı hilâfeti isbât edilmiştir.

3. Evvelki âyette, beşerin melâikeye tereccuh etmesine işâret edilmiştir; bu âyette, tereccuhunun illetine işâret edilmiştir.

4. Beşerin arzda hilâfet-i kübrâya mazhar olmasına evvelki âyetle delâlet edilmiştir; burada ise, bütün tecelliyâta mazhar bir nüsha-i câmia olarak gösterilmiştir. Bu da, ayrı ayrı isti'datlara mâlik ve ilim ve istifadelerinin yolları çok olduğundandır. Evet beşer, zâhir ve bâtın havâs ve duygularıyla, bilhassa derinliğine nihâyet olmayan vicdânıyla kâinâtı ihâta etmiş bir kàbiliyettedir.

İkinci Vecih: Cümlelerin birbiriyle irtibatlarıdır. Şöyle ki:

﴾ وَعَلَّـمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ ﴿ cümlesi, ﴾ اِنّي۪ٓ اَعْلَـمُ مَا لَاتَعْـلَمُونَ ﴿ cümlesinin mazmununu tahkîk ve icmâlini tafsîl ve ibhamını tefsirdir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.