İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 232 / 255
232

Birincisi: Nübüvvetlerini halka tasdik ve kabûl ettirmektir.

İkincisi: Terakkiyât-ı maddiye için lâzım olan örnekleri nev'-i beşere göstererek, o mu'cizelerin benzerlerini meydâna getirmek için nev'-i beşeri teşvik ve teşci' etmektir. Sanki Kur'ân-ı Kerîm, enbiyânın kıssa ve hikâyeleriyle terakkiyâtın esâslarına, temellerine parmakla işâret ederek: “Ey beşer! Şu gördüğün mu'cizeler, birtakım örnek ve nümûnelerdir. Telâhuk-u efkârınızla, çalışmalarınızla şu örneklerin emsâlini yapacaksınız.” diye ihtar etmiştir.

Evet mâzi, istikbâlin âyinesidir; istikbâlde vücûda gelecek icâdlar, mâzide kurulan esâs ve temeller üzerine bina edilir. Evet şu terakkiyât-ı hâzıra, tamamıyla dinlerden alınan işâretlerden, vecîzelerden hâsıl olan ilhâmlar üzerine vücûda gelmişlerdir. Evet:

1. İlk saat ve sefîne, mu'cize eliyle beşere verilmiştir.

2. Kâinâtın ihtiva ettiği bütün nev'ilerin isimlerini, sıfatlarını, hàssalarını beyân zımnında beşerin telâhuk-u efkârıyla meydâna gelen binlerce fünûn sâyesinde, ﴾ وَعَلَّـمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُــلَّهَا ﴿ âyetiyle işâret edilen Hazret-i Âdem’in mu'cizesine mazhar olmuştur.

3. Bütün san'atların medârı olan demirin yumuşatılıp kullanılması sâyesinde icâd edilen bu kadar terakkiyâtla nev'-i insan, ﴾ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَدِيدَ ﴿ âyetiyle işâret edilen Hazret-i Dâvud’un mu'cizesine mazhardır.

4. Yine telâhuk-u efkâr ile, tayyare gibi, icâd edilen terakkiyât-ı havâiye sâyesinde nev'-i beşer ﴾ غُـدُوُّهَا شَهْـرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْـرٌ ﴿ âyetiyle sür'ati beyân edilen Hazret-i Süleyman’ın mu'cizesine yaklaşıyor.

5. Kıraç ve kumlu yerlerden suları çıkartan santrifüj âleti,

﴾ اَنِ اضْرِـبْـ بِعَـصَاكَ الْحَجَـرَ ﴿ âyetiyle işâret edilen Hazret-i Mûsa’nın (A.S.) asâsından ders almıştır.

6. Tecrübeler sâyesinde ve telâhuk-u efkâr ile husûle gelen terakkiyât-ı tıbbiye, Hazret-i İsâ’nın (A.S.) mu'cizesinin ilhâmâtındandır.

Hakikaten şu mu'cizeler ile bu terakkiyât arasında pek büyük münâsebet ve muvâfakat vardır. Evet dikkat eden adam, bilâ-tereddüd, o mu'cizeler bu terakkiyâta birer mikyâs ve nümûnelerdir diye hükmeder.

Ve kezâ, ﴾ يَا نَارُ كُونِى بَرْدًا وَسَلَامًا ﴿ âyet-i kerîmesinin delâletine göre, Hazret-i İbrahim ateşe atıldığı zaman, ateşin harâreti bürûdete inkılâb etmesi, beşerin keşfettiği yakıcı olmayan mertebe-i nâriyeye örnek ve me'hazdir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.