İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 219 / 255
219 Seb'a Semâvât

Bir kısım da Esîrin teşekkülâtı, yedi tabakaya inkısam ettiğini fehmetmiştir.

Hülâsa: Herbir kısım insanlar, isti'datlarına göre feyz-i Kur'ândan hisselerini almışlardır. Evet, Kur'ân-ı Kerîm, bütün şu mefhûmlara şâmildir diyebiliriz.

Birinci cümle: ﴾ هُوَالَّذ۪ي خَـلَقَ لَكُــمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا ﴿ Bu cümlenin “beş vecih”le mâkabliyle irtibatı vardır:

Birinci Vecih: Evvelki âyet, vücûd ve hayat ni'metlerine işârettir. Bu âyet, bekà ve bekànın esbâb ve levâzımatına işârettir.

İkinci Vecih: Kur'ân-ı Kerîm, vaktâ ki evvelki âyetle beşer için mertebelerin en yükseği olan rücûu isbât etti, sâmi'in zihnine şöyle bir suâl geldi: “Şu zelîl insanların bu yüksek mertebeye liyâkatleri nereden gelmiştir?” Kur'ân-ı Kerîm, bu cümle ile o suâli şöylece cevablandırmıştır: “Bütün dünya dest-i itâat ve teshìrine verilen insanın, elbette Hàlık’ının yanında büyük bir mevkii vardır.”

Üçüncü Vecih: Evvelki âyet beşer için haşir ve kıyâmetin vücûduna işâret etmesi, sâmi'ce güyâ; “Beşerin ne kıymeti vardır ki onun saâdeti için kıyâmet kopacak?” diye vârid olan suâl bu âyetle; “Arz bütün müştemilâtıyla istifadesi için yaratılan ve bütün envâ', itâat ve emrine verilen insan, netice-i hilkattir. Elbette ve elbette onun saâdeti için kıyâmet kopacaktır.” diye cevablandırılmıştır.

Dördüncü Vecih: Evvelki âyet, kıyâmette esbâb ve vesâitin ortadan kalkmasıyla, insanın merci'i yalnız Cenâb-ı Hakk’a münhasır kalacağına işâret etmiştir. Bu âyet ise, dünyada da insanın merci'-i hakîkisi Cenâb-ı Hakk’a münhasır olduğunu söylüyor. Zîra esbâb ve vesâitin arkasında, Kudretin şuâı görünür; te'sir Onundur, esbâb ise perdedir.

Beşinci Vecih: Evvelki âyet, saâdet-i ebediyeye işârettir. Bu âyet de, saâdet-i ebediyenin insana verilmesini iktiza eden ve sebeb olan Cenâb-ı Hak’tan sebkat etmiş fazl ve in'âma işârettir ki; kendisine arzın müştemilâtı ihsân edilmiş insanın, elbette saâdet-i ebediyeye liyâkati vardır.

﴾ ثُـمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّـمَٓاءِ ﴿ Bunun mâkabliyle cihet-i irtibatı dörttür:

Birinci Cihet: Arz ve semâ, “tev'em” yani ikizdirler; birbirinden ayrılmazlar; zikirde, fikirde dâima beraber dolaşıyorlar. Bu cümleden evvelki cümlede arz zikredildiği gibi, bu cümlede de semâ zikredilmiştir.

İkinci Cihet: Beşerin arzdan istifadesini ikmal ve itmâm eden, ancak semâvâtın tanzimidir.

Üçüncü Cihet: Evvelki âyet, ihsân ve fazl delillerine işâret etmiştir. Bu âyet de, kudret ve azamete işâret ediyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.