İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 182 / 255
182

İbn-i Abbâs, لَيْسَ فِى الْجَنَّةِ اِلَّا اَسْمَائُهَا cümlesiyle işâret etmiştir. Yani: “Cennette, dünya meyvelerinin yalnız isimleri vardır.” Yani isimleri birdir, fakat lezzetleri ayrıdır.

Cennette lezzetin devamı mes'elesi ise: Evet, lezzetin hakîki lezzet olması, zevâl görmeyip devam etmesindendir. Zîra elemin zevâli lezzet olduğu gibi, lezzetin zevâli de elemdir; hattâ zevâlinin tasavvuru bile elemdir. Evet bütün mecâzî âşıkların enînleri, bağırıp çağırmaları, bu kısım elemdendir ve bütün dîvânlarıyla yaptıkları ağlamalar, vâveylâlar, hep mahbûbların firâk ve zevâllerinin tasavvurundan neş'et eden elemdendir.

Evet, pek çok muvakkat lezzetler var ki, zevâlleri dâimî elemleri intac ettiği gibi; çok elemlerin zevâli de, lezîz lezzetlere bâis olur. Lezzet ve ni'met ise, devam etmek şartıyla lezzet ve ni'met sayılabilir.

Hülâsa: İnsan, ebed için yaratılmıştır. Onun hakîki lezzetleri, ancak mârifetullâh, muhabbetullâh, ilim gibi umûr-u ebediyededir.

Bu âyetin cümleleri arasındaki râbıtaları gördük.

Şimdi, cümlelerinin işgal ettikleri yerler ile münâsebetlerine bakacağız.

Evet, ﴾ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ﴿ bu cümlenin, bu mevki ile münâsebeti:

Evet, Cenâb-ı Hak, ibâdeti teklif etti ve nübüvveti isbât etti ve Peygamberimizi (A.S.M.) tebliğ-i umûra memur yaptı ve dünyevî bazı lezzetlere cevâz vermeyen ve meşakkatleri tazammun eden ibâdete mü'minlerin imtisallerini te'min etmek için, mü'minlere va'd buyrulan tebşîrleri tebliğ etmeyi Resûl-i Ekrem’e (A.S.M.) emretti. Çünkü o Hazret (A.S.M.) inzar ve tahvife (korkutma) memur olduğu gibi; Allah’ın rızâsını, lütfunu, kurbiyetini ve saâdet-i ebediye gibi tebşîratını da tebliğe memurdur.

﴾ اَنَّ لَهُـمْ جَـنَّاتٍ تَجْر۪ي ﴿ İnsanın ihtiyacât-ı zarûriyesi içinde en evvel lâzım olan, mekân ve meskendir. Mekânın en güzeli, nebâtât ve eşcâra müştemil olan yerlerdir ve en latîfi, nebâtları arasında suların mecrâsı olan bahçelerdir ve en kâmil kısmı, ağaçlarının arasından akan nehirlerinin çoklukla bulunmasıdır. Kur'ân-ı Kerîm, bu kısma ﴾ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِـهَا الْاَنْـهَارُ ﴿ cümlesiyle işâret etmiştir.

Meskenden sonra insanın en fazla muhtaç olduğu; cismânî lezzetlerden yiyecek, içecektir. Bu kısma da نَهْر، جَنَّة kelimeleriyle işâret edilmiştir.

Sonra rızkın en ekmeli, me'lûf olan kısımdır ki, derece-i kıymeti bilinsin. Meyvelerin lezzeti, teceddüd ve tebeddülündedir; lezzetin en sâfîsi,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.