İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 174 / 255
174

Takdir-i kelâm: “Eğer sâdık olsaydınız, yapacaktınız; lâkin yapamadınız. Öyle ise sâdık değilsiniz. Öyle ise hasmınız olan Resûl-i Ekrem sâdıktır. Öyle ise Kur'ân, mu'cizdir. Öyle ise îmân ve tasdikiniz lâzımdır ki, ateşe düşmeyesiniz.”

﴾ فَاتَّقُوا النَّـارَ ﴿ Bu emr-i İlâhî, onlara yapılan tehdidleri dehşetlendiriyor.

﴾ اِنْ لَمْ تَفْـعَلُوا ﴿ cümlesindeki تَفْـعَلُوا kelimesi, fiil-i muzârîdir. Bu fiil, zaman-ı hâl ile istikbâl arasında müşterektir. Hurûf-u şartiyeden olan اِنْ zaman-ı hâlden istikbâl dağlarına atıyor. Hurûf-u câzimeden olan لَمْ istikbâlden mâzi derelerine fırlatıyor. Zavallı تَفْـعَلُوا her iki edatın ellerinde top gibi oyuncak olmuştur. Bu edatların bu vaziyetleri zihinleri hem mâziye, hem istikbâle gönderiyor ki; mâziyi süslendiren belîğ hitâbeleri altın ile yazılan muallakàtları, Kur'ânın yakınına bile gelemediklerini görsünler. O sahifeyi gördükten sonra, istikbâl sahifesini de ona kıyâs etsinler.

تَفْـعَلُوا nun تَاْتُوا kelimesine tercihinde, iki nükte vardır.

Birisi: Kur'ânın i'câzı, onların aczindendir. Aczleri ise, eserden olmayıp fiilden olduğuna işârettir. Yani aczlerinin menşe'i, Kur'ânın misli değildir, o misli yapmaktandır.

İkincisi ise: İlm-i Sarf’ta ف . ع . ل bütün fiillerin terâzisi olduğu gibi; üslûblarda da uzun hikâyeleri, işleri, vâkıaları, kıssaları bir lafız ile ifâde eden bir fezlekedir. Sanki kinâye kabîlinden cümleleri tâbir eden bir zamîrdir.

﴾ وَلَنْ تَفْـعَلُوا ﴿ daki لَنْ hurûf-u nâsıbeden olup, dâhil olduğu fiili istikbâle nakleder; müekked veya müebbed olarak istikbâlde nefyeder. Demek bu cümlenin kàili, pek büyük bir itmi'nân ve ciddiyet ile, şek ve şübhe etmeyerek bu hükmü vermiştir. Bundan anlaşılır ki, o zâtın işlerinde hile yoktur.

S — فَاتَّقُوا ittika ile tecennüb, ikisi de bir mânâyı ifâde ederler. İttikanın tecennübe cihet-i tercihi nedir?

C — Evet ittika, îmâna tâbidir. Yani ittika, îmân olduktan sonra husûle gelir. Tecennübde bu tebaiyet yoktur. Binâenaleyh, ittika kelimesi îmânı andırır ve ittika lafzıyla, îmâna îmâ ve işâret edilebilir. Fakat tecennüb kelimesi bu işi göremez. Bunun içindir ki, ﴾ اِنْ لَمْ تَفْـعَلُوا ﴿ nun hakîki

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.