cezası olan آمَنُوا nun yerinde تَجَنَّبُوا ya tercihen فَاتَّقُوا ihtiyar ve ikame edilmiştir.
اَلنَّـارَ Nâr’ın اَلْ ile ta'rifi, nâr’ın ma'hudiyet ve ma'lûmiyetine işârettir. Çünkü, enbiyâ-i izâmdan işitilmek sûretiyle, zihinlerde ma'lûmiyeti takarrür etmiştir.
S — اَلَّت۪ي esmâ-i mevsûledendir. “Sıla”, dâhil olduğu cümlenin evvelce ma'lûm olduğunu iktiza eder. Hâlbuki sılası olan
﴾ وَقُودُهَا النَّـاسُ وَالْحِجَارَةُ ﴿ evvelce muhâtablara ma'lûm değilmiş?..
C — ﴾ نَارًا وَقُودُهَا النَّـاسُ وَالْحِجَارَةُ ﴿ âyeti bu âyetten evvel nâzil olduğuna nazaran muhâtablar ondan kesb-i ma'lûmât ettiklerine binâen, burada اَلنَّـارَ ile اَلَّت۪ي arasında tavsif muâmelesi yapılmıştır.
﴾ وَقُودُهَا النَّـاسُ وَالْحِجَارَةُ ﴿ Bu kayıdlardan maksad, tehdiddir. Tehdidlerin te'kid ve teşdid edildiğine binâen, burada اَلنَّـاسُ kelimesiyle te'kid edilmiştir; حِجَارَةُ lafzıyla da teşdid ve tevbih edilmiştir. Şöyle ki:
“Menfaat, necât ümîdiyle taştan ma'mûl ma'bûd ittihàz ettiğiniz sanemler, size tâzib âleti, yani sizi yandırıp yakan ateşe odun olmuşlardır. Zavallılar! Niçin bunu düşünmüyorsunuz?”
S — ﴾ اُعِـدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَ ﴿ cümlede, makamın iktizası hilâfına لَكُـمْ yerine لِلْكَافِر۪ينَ denilmesi neye binâendir?
C — Evet, Kur'ân-ı Kerîm’in takib ettiği usûl, ale'l-ekser âyetlerin sonunda küllî kaideleri, fezlekeleri söylediğine göre, Kur'ân-ı Kerîm, onların Cehennemlik olduklarını isbât eden delilin ikinci mukaddimesine işâret etmek üzere, ism-i zâhiri, zamîr yerine, yani لِلْكَافِر۪ينَ cümlesini, لَكُـمْ yerine ikame ile ta'mîm yapmıştır.
Takdir-i kelâm: اُعِدَّتْ لَكُـمْ لِاَنَّكُـمْ مِنَ الْكَافِرِينَ وَالنَّـارُ اُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ Yani: “Siz Cehennemliksiniz. Zîra kâfirlerdensiniz. Cehennem de, kâfirler içindir.” —oOo—
