Vaktâ ki sâmi' şu ikinci kıssa-i temsîliyeyi işitti; şübhesiz, musîbetin keyfiyetini anlamak için şiddetli bir meyli uyandı. Vaktâ ki Kur'ân-ı Kerîmin tasvirinden ma'lûmat aldı; musîbet-zede olan yolcuların da hâllerini ve o musîbete karşı ne yaptıklarını anlamak istedi. Kur'ân-ı Kerîm
﴾ يَجْـعَلُونَ اَصَابِعَهُـمْ فِٓى اٰذَانِهِـمْ ﴿ demekle, onları kurtaracak bir melce' kalmadığına ve (necât bulmak hülyasıyla denizde ellerini otlara uzatan boğulanlar gibi) semâvî top ve mancınıklardan kurtulmak için kulaklarını tıkamaktan mâadâ çareleri kalmadığına işâret etmiştir.
Sual: Makamın iktizası hilâfına يُدْخِلُونَ ’nin yerine يَجْـعَلُونَ kullanılması neye binâendir?
Elcevab: Yolcular necâtlarını intac edecek hakîki sebebleri arayıp bulmaktan meyus olduktan sonra kulaklarını tıkamak gibi ca’lî ve zannî şeylere müracaat etmek mecburiyetinde kaldıklarına işârettir.
Sual: Geçen vak'aları zaman-ı hale ihzar için kullanılan muzârî sîgasıyla يَجْـعَلُونَ ’nin zikri neye işârettir?
Elcevab: Hayretleri arttıran şu makamın, sâmi'e verdiği dehşetten dolayı yolcuların hâdisesini –velev hayâlî olsun – görmek arzusunda bulunan sâmi'in arzusunu tatmin için sîga-yı muzârî ile geçen o vak'a, zaman-ı hale getirilerek sâmi'in hayâline tasvir edilmiştir.
Ve kezâ, muzârî sîgası, ikide bir kesilip tazelenmekle beraber istimrarı ve devamı iktiza eder. Ve bunun istimrarından bulutun gürültüsünün de devamına îmâ vardır.
﴾ اَصَابِعَهُـمْ ﴿ Kulaklara sokulabilen ancak parmak uçları iken, burada parmak mânâsında olan اَصَابِـعَ ’in kullanılması, onların hayret ve dehşetlerinden dolayı son derece şaşkınlıklarına işârettir.
﴾ فِٓى اٰذَانِهِـمْ ﴿ Bu kelâm ra'dın sadâsından onların uğradıkları öyle bir şiddet-i havfe işârettir ki, eğer ra'd onların kulaklarının penceresinden içeri girecek olursa derhâl rûhları ağızlarının kapısından dışarı kaçacaktır. Ve kezâ, bu kayıtta çok güzel ve latîf bir îmâ vardır ki:
Vaktâ ki onlar kendilerine edilen nasihatleri ve nidâ-yı hakkı, kulaklarını açıp içerisine almadılar; semâvât cihetinden kulaklarının cebhesi ra'd ve berkin top ve mancınıklarına tutuldu. Onlar o zaman hayır için tıkadıkları kulaklarını şimdi de şer ve azab için tıkamaya mecbur oldular.
