İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 117 / 255
117 Münâfıklar Hakkında

mümessilleri ve memurları olan meleklerin yed-i salâhiyetlerine verilmiştir.

Sonra müsebbebâtın esbâbla zâhirde bağlı olduğuna binâen, bulutlar, havada münteşir olan buhar-ı mâîden İzn-i İlâhî ile teşekkül ederler. Bu bulutların Hikmet-i Rabbâniye ile bir kısmı menfî elektriği hâmildir, bir kısmı da müsbet elektriği hâmildir. Bu kısımlar birbirine yaklaşıp, aralarında müsâdeme hâsıl olduğunda, irâde-i Hàlık ile berk tevellüd eder. Bulutların bir kısmı hücum, bir kısmı da firar ettikleri zaman, aralarında havasız kalan yerleri doldurmak için emr-i Rabbânî ile tabakat-ı havâiye hareket ve heyecana geldiğinde ra'd sadâsı, yani gök gürültüsü meydâna gelir. Fakat bu hâllerin cereyanı bir nizâm ve bir kanun altında olur ki, o nizâmı ve o kanunu temsîl eden, ra'd ve berk melekleridirler.

Sual: Ra'd ve berkin zulümât kelimesine atıflarından anlaşılır ki, bunların zarfı yağmurdur. Hâlbuki zarfları buluttur, yağmur değildir.

Elcevab: Dehşetinden bayılmış olan sâmi'ce, o yağmurun herşeyi ihâta etmiş olduğu zannedildiğine göre, ra'd ve berk de yağmurun içine aldığı şeylere dahildir.

Sual: Zulümâtın aksine, ra'd ve berkin müfred sîgasıyla zikirleri neye işârettir?

Elcevab: Yolcuların en çok nazar-ı hayretlerini celb eden, semâvâtın bağırmasıyla mevcûdâtı âni olarak ışıklandırmasıdır. Bunlar ise mânâ-yı masdarîdir. Mânâ-yı masdarî müfred olur, ferd ile ifâde edilir. Ve kezâ ra'd olsun, berk olsun, semâvî âyetlerden efrâdı pekçok birer nev'idirler. Burada onlardan maksad nev'ileridir, efrâdları değildir. Onun için müfred olarak zikredilmişlerdir.

Sual: Ra'd ve berkteki tenvin neye işârettir?

Elcevab: Ya mahzuf bir sıfata ıvazdırlar; takdir-i kelâm رَعْدٌ قَاصِفٌ pek gürleyen بَرْقٌ خَاطِفٌ göz kamaştıran demektir. Yâhut ra'd ve berkin nekre ve mechûliyetlerini ifâde içindir. Çünkü yolcular gözlerini yummuş, kulaklarını tıkamış olduklarından, ra'd ve berki olduğu gibi görmüş ve tamamıyla işitmiş değillerdir ki, onları hakkıyla bilsinler.

﴿ يَجْـعَلُونَ اَصَابِعَهُـمْ فِٓى اٰذَانِهِـمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَـذَرَ الْمَوْـتِـ ﴾

Bu cümle müste'nifedir. Yani mâkabliyle bağlı değildir. Ancak mukadder bir suale cevaptır. Şöyle ki:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.