İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 114 / 255
114

Kur'ân-ı Kerîmin birkaç yerinde مِنَ السَّـمَٓاءِ kelimesinin bulunmasıdır. Hâlbuki, ashâb-ı tahkîk ve erbâb-ı belâğatça en uygun mânâ مِنْ ile سَمَٓاءِ arasında جِهَةِ lafzının takdiriyle, yağmurların semâ cirminden değil, semâ cihetinden nâzil olduğuna hükmetmektir. Maahazâ, semâ kelimesinin yukarıda bulunan herşeye ıtlâk edilebildiğine binâen, buluta da semâ denilebilir. Ve bulut da semâ kelimesinin şümûlüne dahildir.

Bu makamın tahkîki şöyle izâh edilebilir:

Eğer kudret-i İlâhiyenin azametine bakılırsa, cihetler hep birdir. Hangi cihetten ve hangi şeyden olursa olsun, yağmurun yağması mümkündür. Eğer Hikmet-i İlâhiyeye bakılırsa, yağmurun nüzûlü, ancak küre-i havâiyede münteşir ve küre-i havâiyenin onda bir cüz'ünü teşkil eden buhar-ı mâinin tekâsüfünden husûle geliyor. Zîra, Hikmet-i İlâhiye, bütün eşyada en güzel bir nizâm teşkil etmiştir. Bu nizâm eşyadaki muvâzene-i umumiyenin muhâfazasına hizmet eder. Bu muvâzenenin muhâfazası da en yakın ve en kolay ve en kısa yolları tercih etmekle olur.

Yağmur yağması hakkında en kısa yol şöyle ta'rif edilebilir:

Tabaka-i havâiyede münteşir buhar-ı mâinin zerrelerine irâde-i İlâhiye emrettiği vakit, o zerreler her taraftan “Lebbeyk!” diyerek toplanmaya başlarlar ve bulut şeklini alıp, irâde-i İlâhiyeye emirber olarak hazır dururlar. Yine irâde-i İlâhiyenin emriyle bir kısım zerreler şiddet-i tazyîk ve tekâsüfle beraber tebarüd ederek katrelere inkılâb ederler. Sonra kanunların mümessilleri ve nizâmâtın mâkesleri denilen melâikelerden, o katrelere münâsib yaratılan melâikeler vâsıtasıyla o katreler müzâhemetsiz, müsâdemesiz nüzûl ederler ve yere düşerler. Lâkin cevv-i havada muvâzenenin muhâfazası için, yağan katrelerden boş kalan yerler, denizlerden ve yerlerden kalkan buharlarla doldurulur.

İhtar: Semâda büyük bir denizin bulunduğuna edilen zehâb, mecâzın hakikat zannedildiğinden ileri gelmiştir. Evet, cevv-i hava, denizin rengini andırır ve küre-i havâiyede münteşir bahr-i muhitten fazla su vardır. Binâenaleyh cevv-i havayı denize teşbih etmek baîd değildir. Fakat mânâ-yı hakîki ile bakılırsa hatâdır.

Sual: ﴾ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّـمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ فِيـهَا مِنْ بَرَدٍ ﴿ âyet-i kerîmesinin zâhirine göre yağmurun nüzûlü, doludan müteşekkil semâda bulunan dağlardandır. Bunun izâhı nasıldır?

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.