İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 102 / 255
102

semâvî bir âfetle ateşleri söner ve recâ ve ümîdleri tamamen ye'se ve hüsrana inkılâb eder. İşte, Kur'ân-ı Kerîm onların bu durumuna ﴾ فَلَـمَّا اَضَٓاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِـمْ ﴿ cümlesiyle işâret etmiştir. Yani, “Vaktâ ki o ateş etrafı ışıklandırdı; birden bire Cenâb-ı Hak, nurlarını söndürerek ziyâlarını zulmete çevirdi.”

فَلَـمَّا ’da ف kelâmın siyâkı, kelâmın şu şekilde olduğunu iktiza ettiğine işârettir ki, ziyâsından istifade için ateş yaktılar. Ateş onları ziyâlandırdı. Onlar da mutmain ve müferrah oldular. Sonra bir hüsrana uğrayıp yere düştüler.

Sonra bu cümle-i şartiyenin, şart ve ceza denilen her iki cümlesi arasında lüzumun vücûdu lâzımken, izâe ile nurun zehâbı arasında hiçbir lüzum görünmüyor. Binâenaleyh, bu gizli lüzumu dışarıya çıkarıp göstermek için bazı mukadder cümlelere ihtiyaç vardır. Şöyle ki:

Vaktâ ki ateş onları ışıklandırdı. Onlar da ışıklandılar. Fakat ateşe ehemmiyet verip muhâfaza etmediler ve o ni'metin kadrini bilip devam ettirmediler, o da söndü gitti. Evet, ziyâyı muhâfaza etmekten gaflet, adem-i devamını istilzam eder. Adem-i devam ise intifasını, yani sönmesini istilzam eder.

Nurların sönmesiyle uğradıkları hüsrandan sonra

﴾ وَتَرَكَهُـمْ فِى ظُـلُمَاتٍ ﴿ cümlesiyle, zulümâta düşmek gibi ikinci bir hüsrana ma'rûz kaldıklarına işâret edilmiştir.

﴾ لَا يُبْصِروُـنَـ ﴿ cümlesi ise üçüncü bir hüsranlarına işârettir. Çünkü insan zulmete düşmekle yolunu kaybettiği zaman, arkadaşlarını ve eşyasını görmekle bir derece mütesellî olur. Fakat bunları da görmediği gibi, onun o karanlıkta durması ve yürümesi bir musîbet ve bir vahşettir.

﴾ صُـمٌّ بُكْـمٌ عُـمْىٌ فَهُـمْ لَا يَرْجِعُوـنَـ ﴿ Yani, “Sağır, lâl, kör olup dönemezler.”

Bir insan, böyle bir belâya düştüğü zaman, dört cihetle ümîdvâr ve mütesellî olabilir.

Birincisi: Köylü halkından veya geçen yolculardan bir ses gelir de, o ses vâsıtasıyla yolunu bulup görmek ümîdinde olur. Hâlbuki gecesi sâkit ve sâkin, sessiz ve sadâsız bir gece olduğundan, o adamla bir sağırın

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.