İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 216 / 238
216

Elhâsıl: O fermân-ı a'zam, güneş gibi, o Zât-ı a'zamı gösterir; kör olmayan görür...

İşte ey arkadaş! Aklın başına gelmiş ise bu kadar kâfî... Eğer bir sözün varsa, şimdi söyle!

O inatçı adam cevaben dedi ki:

“Ben, senin bu bürhânlarına karşı yalnız derim: Elhamdülillâh inandım. Hem güneş gibi parlak ve gündüz gibi aydın bir tarzda inandım ki; şu memleketin tek bir Mâlik-i Zülkemâl’i, şu âlemin tek bir Sâhib-i Zülcelâl’i, şu sarayın tek bir Sâni'-i Zülcemâl’i bulunduğunu kabûl ettim. Allah senden râzı olsun ki beni eski inâdımdan ve divâneliğimden kurtardın. Getirdiğin bürhânların herbirisi tek başıyla bu hakikati göstermeye kâfî idi. Fakat herbir bürhân geldikçe daha revnâkdâr, daha şirin, daha hoş, daha nurânî, daha güzel mârifet tabakaları, tanımak perdeleri, muhabbet pencereleri açıldığı için bekledim, dinledim....”

Tevhidin hakikat-i uzmâsına ve “Âmentü billâh” îmânına işâret eden hikâye-i temsîliye tamam oldu. Fazl-ı Rahmân, feyz-i Kur'ân, nur-u îmân sâyesinde, tevhid-i hakîkinin güneşinden, hikâye-i temsîliyedeki oniki bürhâna mukâbil, oniki lem'a ile bir mukaddimeyi göstereceğiz. (∗) [^36]

[^36]:(∗) Bu kısım, Yirmiikinci Söz’dedir.

وَمِنَ اللّٰهِ التَّوْفِيقُ وَالْهِدَايَةُ ∗ ∗ ∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.