İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 185 / 238
185

ilminin herşeye ihâtasına ve herbir mevcûda çok hikmetleri takan, hattâ herbir ağaçta meyveleri sayısınca neticeleri verdiren ve herbir zîhayatta a'zâları, belki eczâları ve hüceyrâtları adedince maslahatları takib eden, hattâ insanın lisânını çok vazifelerde tavzif etmekle beraber, taamların tatları adedince zevkî olan mîzancıklar ile techiz ettiren hikmet-i kudsiyenin herbir şeye şümûlüne; hem bu dünyada nümûneleri görülen celâlî ve cemâlî isimlerinin tecellîleri, daha parlak bir sûrette ebedü'l-âbâdda devam edeceğine ve bu fânî âlemde nümûneleri müşâhede edilen ihsânatının daha şa'şaalı bir sûrette dâr-ı saâdette istimrarına ve bekàsına ve bu dünyada onları gören müştâkların ebedde dahi refâkatlerine ve beraber bulunmalarına bil'icmâ, bil'ittifak şehâdet ve delâlet ve işâret ederler.

Hem yüzer mu'cizât-ı bâhiresine ve âyât-ı kàtıasına istinâden başta Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Kur'ân-ı Hakîm’in olarak, bütün ervâh-ı neyyire ashâbı olan enbiyâlar ve kulûb-u nurâniye aktâbı olan evliyâlar ve ukùl-ü münevvere erbâbı olan asfiyâlar, bütün suhuf ve kütüb-ü mukaddesede, senin çok tekrar ile ettiğin va'dlerine ve tehdidlerine istinâden ve senin kudret ve rahmet ve inâyet ve hikmet ve celâl ve cemâlin gibi kudsî sıfatlarına ve şe'nlerine ve izzet-i celâline ve saltanat-ı rubûbiyetine i'timâden ve keşfiyât ve müşâhedât ve ilmelyakìn i'tikàdlarıyla, saâdet-i ebediyeyi cin ve inse müjdeliyorlar ve ehl-i dalâlet için Cehennem bulunduğunu haber verip ilân ediyorlar ve îmân edip şehâdet ediyorlar.

Ey Kadîr-i Hakîm! Ey Rahmân-ı Rahîm! Ey Sâdıku'l-va'di'l-Kerîm!

Ey izzet ve azamet ve celâl sâhibi Kahhâr-ı Zülcelâl!

Bu kadar sâdık dostlarını ve bu kadar va'dlerini ve bu kadar sıfât ve şuûnâtını tekzîb edip, saltanat-ı rubûbiyetinin kat'î mukteziyâtını ve sevdiğin ve onlar dahi seni tasdik ve itâatle kendilerini sana sevdiren hadsiz makbûl ibâdının hadsiz duâlarını ve da'vâlarını reddederek; küfür ve isyan ile ve seni va'dinde tekzîb etmekle senin azamet-i kibriyâna dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rubûbiyetini müteessir eden ehl-i dalâlet ve ehl-i küfrü, haşrin inkârında tasdik etmekten yüzbin derece mukaddessin ve hadsiz derece münezzeh ve àlîsin! Böyle nihâyetsiz bir zulümden, bir çirkinlikten senin nihâyetsiz adâletini ve cemâlini ve rahmetini takdis ediyorum. ﴾ سُبْحَانَـهُ وَتَعَالٰى عَـمَّا يَقُولُونَ عُـلُوًّا كَبِيرًا ﴿ âyetini, vücûdumun bütün zerrâtı adedince söylemek istiyorum. Belki senin o sâdık elçilerin ve doğru dellâl-ı saltanatın, hakkalyakìn, aynelyakìn, ilmelyakìn sûretinde senin uhrevî rahmet hazinelerine ve âlem-i bekàda ihsânatının definelerine ve dâr-ı saâdette tamamıyla zuhûr eden güzel isimlerinin hàrika güzel cilvelerine şehâdet, işâret, beşâret ederler. Ve bütün hakikatlerin merci'i

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.