İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 162 / 238
162

Fenn-i kimyadan sorulsa: “Bu küre-i arz nedir?” Diyecek: “Gayet muntazam ve mükemmel bir kimyahânedir.”

Fenn-i makine diyecek: “Hiçbir kusuru olmayan, gayet mükemmel bir fabrikadır.”

Fenn-i zirâat diyecek: “Nihâyet derecede mahsuldâr, her nev'i hubûbu vaktinde yetiştiren muntazam bir tarladır ve mükemmel bir bahçedir.”

Fenn-i ticâret diyecek: “Gayet muntazam bir sergi ve çok intizamlı bir pazar ve malları çok san'atlı bir dükkândır.”

Fenn-i iâşe diyecek: “Gayet muntazam, bütün erzâkın envâ'ını câmi' bir anbardır.”

Fenn-i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl-i intizam ile içinde pişirilen bir matbah-ı Rabbânî ve bir kazan-ı Rahmânîdir.”

Fenn-i askeriye diyecek ki: “Arz bir ordugâhtır. Her bahar mevsiminde yeni taht-ı silâha alınmış ve zemin yüzünde çadırları kurulmuş dörtyüz bin muhtelif milletler o orduda bulunduğu hâlde, ayrı ayrı erzâkları, ayrı ayrı libâsları, silâhları, ayrı ayrı ta'limâtları, terhisâtları, kemâl-i intizamla, hiçbirini unutmayarak ve şaşırmayarak, bir tek Kumandan-ı A'zam’ın emriyle, kuvvetiyle, merhametiyle, hazinesiyle, gayet muntazam yapılıp idare ediliyor.”

Ve fenn-i elektrikten sorulsa, elbette diyecek: “Bu muhteşem saray-ı kâinâtın damı, gayet intizamlı, mîzanlı, hadsiz elektrik lambalarıyla tezyîn edilmiştir. Fakat o kadar hàrika bir intizam ve mîzan iledir ki, başta güneş olarak, küre-i arzdan bin defa büyük o semâvî lambalar, mütemâdiyen yandıkları hâlde muvâzenelerini bozmuyorlar, patlak vermiyorlar, yangın çıkarmıyorlar. Sarfiyatları hadsiz olduğu hâlde vâridâtları ve gazyağları ve madde-i iştiâlleri nereden geliyor? Neden tükenmiyor? Neden yanmak muvâzenesi bozulmuyor? Küçük bir lamba dahi muntazam bakılmazsa söner. Kozmoğrafyaca, küre-i arzdan bir milyondan ziyâde büyük ve bir milyon seneden ziyâde yaşayan güneşi (Hâşiye) [^11] kömürsüz, yağsız yandıran, söndürmeyen Hakîm-i Zülcelâl’in hikmetine, kudretine bak, “Sübhânallâh” de! Güneşin müddet-i ömründe geçen dakikalarının âşirâtı adedince “Mâşâallâh, Bârekallâh, Lâ ilâhe illâ Hû” söyle!

[^11]:(Hâşiye) Acaba dünya sarayınıısındıran güneş sobasına veyâhut lambasına ne ka-dar odun ve kömür ve gazyağı lâzım olduğu hesab edilsin. Her gün yanması için kozmoğrafyanın sözüne bakılsa bir milyon küre-i arz kadar odun yığınları ve binler deniz-ler kadar gazyağı gerektir. Şimdi düşün! Onu odunsuz, gazsız, dâimî ışıklandıran Kadîr-i Zülcelâl’in haşmetine, hikmetine, kudretine, güneşin zerreleri adedince “Sübhânallâh, Mâşâallâh, Bârekallâh” de.

“Demek bu semâvî lambalarda gayet hàrika bir intizam var ve onlara çok dikkatle bakılıyor. Güyâ o pek büyük ve pek çok kitle-i nâriyelerin

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.