İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 157 / 238
157

Evet, ism-i Hakîmin cilve-i a'zamından olan hikmet-i âmme-i kâinât, iktisad ve isrâfsızlık üzerinde hareket ediyor, iktisadı emrediyor.

Ve ism-i Adlin cilve-i a'zamından gelen kâinâttaki adâlet-i tâmme, umum eşyanın muvâzenelerini idare ediyor ve beşere de adâleti emrediyor. Sûre-i Rahmân’da,

﴿ وَالسَّـمَٓاءَ رَفَعَـهَا وَوَضَعَ الْمِيـزَانَ ❀ اَلَّا تَطْـغَوْا فِى الْمِيزَانِ ❀ وَاَقِيمُوا الْوَزْـنَـ بِالْقِسْطِ وَلاَ تُخْسِرُوا الْمِيـزَاـنَـ ﴾

âyetindeki, dört mertebe, dört nev'i mîzana işâret eden, dört defa mîzan zikredilmesi, kâinâtta mîzanın derece-i azametini ve fevkalâde, pek büyük ehemmiyetini gösteriyor. Evet, hiçbir şeyde isrâf olmadığı gibi, hiçbir şeyde de hakîki zulüm ve mîzansızlık yoktur.

Ve ism-i Kuddûsün cilve-i a'zamından gelen tanzîf ve nezâfet, bütün kâinâtın mevcûdâtını temizliyor, güzelleştiriyor. Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakîki nezâfetsizlik ve çirkinlik görünmüyor!

İşte, hakàik-ı Kur'âniyeden ve desâtir-i İslâmiyeden olan adâlet, iktisad, nezâfet hayat-ı beşeriyede ne derece esâslı birer düstur olduğunu anla. Ve ahkâm-ı Kur'âniye ne derece kâinâtla alâkadar ve kâinât içine kök salmış ve sarmış bulunduğunu ve o hakàikı bozmak, kâinâtı bozmak ve sûretini değiştirmek gibi, mümkün olmadığını bil!

Ve bu üç ziyâ-yı a'zam gibi, rahmet, inâyet, hafîziyet misillû yüzer ihâtalı hakikatler haşri, âhireti iktiza ve istilzam ettikleri hâlde, hiç mümkün müdür ki, kâinâtta ve umum mevcûdâtta hükümfermâ olan rahmet, inâyet, adâlet, hikmet, iktisad ve nezâfet gibi pek kuvvetli, ihâtalı hakikatler, haşrin ademiyle ve âhiretin gelmemesiyle merhametsizliğe, zulme, hikmetsizliğe, isrâfa, nezâfetsizliğe, abesiyete inkılâb etsinler?

Hâşâ! Yüz bin defa hâşâ!

Bir sineğin hakk-ı hayatını rahîmâne muhâfaza eden bir rahmet, bir hikmet, acaba, haşri getirmemekle, umum zîşuûrların hadsiz hukuk-u hayatlarını ve nihâyetsiz mevcûdâtın nihâyetsiz hukuklarını zâyi' eder mi? Ve tâbiri câiz ise, rahmet ve şefkatte ve adâlet ve hikmette hadsiz hassâsiyet ve dikkat gösteren bir haşmet-i Rubûbiyet ve kemâlâtını göstermek ve kendini tanıttırmak ve sevdirmek için bu kâinâtı hadsiz hàrika san'atlarıyla, ni'metleriyle süslendiren bir saltanat-ı Ulûhiyet, böyle, hem umum kemâlâtını, hem bütün mahlûkatını hiçe indiren ve inkâr ettiren

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.