Sonra, makamın iktizasıyla onların istihzâlarına karşı mü'minlerin mukàbelede bulunmaları icâb ederken Cenâb-ı Hakk’ın mukàbelede bulunması, mü'minlerin teşvikine ve terahhumlarına işâret olduğu gibi, münâfıkları da istihzâ etmekten zecir ve men' etmek içindir. Zîra, istinâdları Allâmü'l-Guyûba olanlar, istihzâ edilemezler.
Sonra, Cenâb-ı Hakk’ın tenkil ve tâzibini istihzâ ile tâbir etmek şe'n-i ulûhiyete yakışmadığından, istihzânın lâzımı olan tahkîr irâde edilmiştir.
Sual: Münâfıkların istihzâsı, devamı ifâde eden ism-i fâil sîgasıyla olduğu hâlde Cenâb-ı Hakk’ın mukâbil istihzâsı, teceddüdü ifâde eden fiil-i muzârî sîgasıyla yapıldığında hikmet nedir?
Elcevab: Tâzib ve tahkîrler tebeddül ve teceddüd ettikçe te'sirleri çoğalır. Zîra bir tarzda devam eden bir elemin te'siri gittikçe azalır; tazelendikçe te'siri çok olur. Bu mânâyı ifâde eden, ancak fiil-i muzârîdir. İsm-i fâil ise yalnız devamı ifâde eder.
﴾ وَيَمُـدُّهُـمْ فِى طُغْـيَانِهِـمْ يَعْـمَهُونَ ﴿ Yani, “Dalâletin esbâbına tevessül etmeleriyle, dalâletin talebinde bulunmuşlardır. Allah da onlara dalâlet vermiştir.”
Allah tarafından yardımın yapılmasını ifâde eden يَمُـدُّ kelimesi, abdin hàlık-ı ef'âl olduğunu iddia eden İ'tizâl mezhebinin reddine işârettir. Ve onların lisân-ı hal ile istekleri üzerine, Allah’ın onlara yardım ettiğine delâlet eden يَمُـدُّ ’nün tazammun ettiği يَسْتَمِدُّ cümlesi, abdin elinde birşey yok, hep Allah’tan olduğunu iddia eden mezheb-i Cebrin reddine işârettir. Zîra, onlar sû-i ihtiyarlarıyla ve arzularıyla dalâleti istemişlerdir. Allah da onların isteklerini vermiştir.
طُغْيَانٌ kelimesinin هُـمْ zamîrine izafesi, tuğyan cinayeti, onların ihtiyarlarıyla husûle gelip, cebr ile alâkadar olmadığından “Bizler Allah’ın cebriyle bu tuğyanı yapıyoruz” diye mazeretlerinin reddine işârettir.
طُغْيَانٌ ünvânı ise onların zararı, tûfân gibi, bütün mehâsin ve kemâlâtı tahrib ettiğine îmâdır.
يَعْمَهُونَ Yani, “Tuğyan ve dalâletlerinde mütehayyir ve mütereddid şahıslardır. Onların ne meslekleri var ve ne de muayyen bir maksadları vardır.” —oOo—
