S - Onların maksadları umum insanlar değildir. Niçin onların fesâdı bütün insanlara sirâyet etsin?
C - Evet, siyah bir gözlüğü takan adam herşeyi siyah ve çirkin görür. Kezâlik, basîret gözü de nifâkla perdelenirse ve kalb küfürle peçelenirse, bütün eşya çirkin ve kötü görünür. Ve bütün insanlara, belki kâinâta karşı bir buğz ve bir adâvete sebeb olur. Hem de küçük bir dişin kırılmasıyla büyük bir makine müteessir olduğu gibi, bir şahsın nifâkıyla hey'et-i beşeriyenin intizamı müteessir olur. Zîra adâlet, intizam, İslâmiyet ve itâatle olur. Maalesef onların serptikleri zehirler tabakadan tabakaya intikal ede ede bu zillet ve sefâleti ismâr etmiştir.
﴾ قَالُوا اِنَّـمَا نَحْنُ مُصْلِحُوـنَـ ﴿: Yani, “Halkı ifsad etmeyin denildiği zaman ‘Bizler ancak ıslah edici insanlarız’ iddiasında bulundular.”
اِنَّـمَا ’da iki hâsiyet var:
Birincisi: Dahil olduğu hükmün hakikaten veya iddiaen ma'lûm olması lâzımdır. Bu hâsiyetten, nasihat edenleri tezyif etmeye ve cehâletlerine olan sebatlarını izhâr etmeye bir remiz vardır. Yani, “Bizim ıslah edici olduğumuz ma'lûmdur; binâenaleyh mesleğimizde sebat ederiz, nasihatlere kulak vermeyiz.”
İkinci hâsiyet, hasrdır. Bu hasrdan dahi, onların salâhlarına hiçbir fesâdın karışmamış olduğuna bir remiz vardır ki, bu remizden onların salâhlarına fesâd karışıyor diye mü'minlere bir ta'riz vardır.
Sebat ve devamı ifâde eden ism-i fâil sîgasıyla مُصْلِحُونَ ’nin نُصْلِحُ ’ye tercihen zikredilmesi, salâhlarının sâbit ve dâimî bir sıfat olduğundan şimdiki hâlleri de ayn-ı salâh olduğuna işârettir. Sonra onlar, bu kelâmlarında da münâfıklık ediyorlar. Zîra, bâtınen fesâdlarını salâh addettikleri gibi, zâhiren “Bu amelimiz mü'minlerin salâh ve menfaatleri içindir” diye mürâîlik yapıyorlar.
﴾ أَلٰٓا اِنَّـهُـمْ هُـمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ ﴿: Bu âyetin mâkabliyle vech-i irtibatı:
Evvelki âyette münâfıklardan hikâye edilen bazı mânâlar ve iddialar vardır. Meselâ münâfıklar mesleklerini tervîc ve teşvik etmişlerdir. Salâhı kendilerine isbât ve salâhın dâimî bir sıfatları olduğunu iddia etmişlerdir. Ve amellerinin salâha münhasır olduğu ve salâhlarına hiçbir fesâdın karışmamış olduğu ve bu hükmün ma'lûm hükümlerden bulunduğu iddiasında
