İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 84 / 255
84

sıfatım olup, bilâhare hâsıl olmuş bir sıfat değildir” diye da'vâsını te'kid ve te'yid eder.

Bundan sonra eğer o insan mesleğinde ısrarla nasihatleri kabûl etmezse anlaşılır ki, onun ıslahına hiçbir çare ve hiçbir devâ yoktur. Yalnız onun fesâdı halka sirâyet etmemek için, mesleğinin muzır ve fenâ olduğunu ilân etmek lâzımdır ki, herkes ondan tahaffuz etsin. Zîra o insan aklını çalıştırmıyor, şuûrunu istihdam etmiyor ki, böyle zâhir olan birşeyi hissedebilsin.

İşte bu misâldeki cümlelerin arasındaki münâsebetlere dikkat edilirse, mezkûr âyetin cümleleri arasında bulunan münâsebet halkaları güzelce görünecektir. Evet, aralarında öyle fıtrî bir nizâm vardır ki, îcâz ve ihtisarından, i’câzın yüksek sesleri işitilir.

Mezkûr âyetin herbir cümlesinin hey'etindeki vech-i intizam:

Evet, kat’iyeti ifâde eden ﴾ وَاِذَا قِيـلَ لَهُـمْ ﴿ ’deki اِذَا kötü ve fenâ şeyleri men' ve nehyetmek lâzım ve vâcib olduğuna işârettir. Fâilin terkiyle, sîga-yı mechûl ile zikredilen قِيـلَ kötü birşeyi nehyetmek farz-ı kifâye olduğuna işârettir. Menfaat ve lütfu ifâde eden لَهُـمْ ’deki ل yapılacak nehiylerin, tahkîr ve tahakküm sûretiyle değil, ancak nasihat tarzıyla lâzım olduğuna işârettir.

﴾ لَا تُفْسِدُوا ﴿ şöyle bir kıyâs-ı istisnaîye işârettir ki: “Böyle yapmayın, aksi takdirde karışıklıklar meydâna gelir. İnsanlar arasında itâat râbıtası kesilir. Adâlet, ihtilâle inkılâb eder. İttifak ve ittihâdın ipleri kopar. Fesâd doğmaya başlar. Öyleyse, böyle yapmayın ki fesâd olmasın.”

﴾ فِى الْاَرْضِ ﴿ nehyi te'kid, zecri idâme ettiriyor. Çünkü nasihat muvakkat olduğu için inzicarın devamı lâzımdır. Bu da vicdânın heyecana getirilmesiyle olur. Bu dahi ya şefkat-i cinsiyenin uyandırılmasıyla veya nefret-i umumiyeye ma'rûz kalmak korkusuyla olur. Evet فِى الْاَرْضِ kelimesi her iki ciheti de te'min eder. Zîra اَلْاَرْضِ kelimesi, lisân-ı hâliyle, “Sizin bu fesâdınız nev'-i beşere sirâyet eder. Nev'-i beşerin, bilhassa fakirlerin ve masumların sizlere kötülüğü nedir ki, onlara karşı böyle fenâlıkta bulunuyorsunuz? Şefkat-i cinsiyeniz yok mudur? Niçin merhamet etmiyorsunuz? Evet, teslîm ettik ki, sizin şefkat-i cinsiyeniz yoktur. Hiç olmazsa nefret-i umumiyeden korkunuz” diye onları îkaz ediyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.