İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 75 / 255
75 Münâfıklar Hakkında

﴾ يَقُولُ اٰمَـنَّا ﴿ cümlesi, onların îmân da'vâlarını hikâyedir. Bu cümlede da'vâlarının reddine iki cihetle işâret edildiği gibi, da'vâlarının takviyesine de iki vecihle îmâ edilmiştir. Şöyle ki:

يَقُولُ kelimesi, madde cihetiyle onların îmân da'vâsının an-i'tikàd olmayıp ancak kuru bir sözden ibaret olduğuna işârettir.

Kezâlik, muzârî sîgasıyla zikrinde, onları aleddevam yaptıkları müdafaaya sevk eden, vicdânî bir sebeb değildir, ancak halka karşı bir riyâkârlık olduğuna işârettir.

Da'vâlarının takviyesine yapılan işâretler ise, اٰمَـنَّا fiil-i mazînin hey'etinden “Biz ehl-i kitab cemâatleri, eskiden beri mü'miniz. Şimdi îmândan geri kalmamıza imkân yoktur” gibi takviye edici bir delil tereşşuh ettiği gibi, cem’e râci' olan نَا zamîrinden de “Bizler bir ferd gibi değiliz, ancak muhteşem bir cemâatiz. Yalana tenezzül etmeyiz” gibi ikinci bir takviye daha çıkıyor.

﴾ بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ﴿ Kur'ân-ı Kerîm, hikâye ettiği şeyleri ya aynıyla alır veya meâlinin ahzıyla veyâhut ibaresinin telhisiyle bir tasarruf yapar.

Birinci ihtimale göre, onların erkân-ı îmâniyeden yalnız bu iki rüknü izhâr etmeleri, rükünlerin en mühimlerini izhâr etmekle sadâkatlerini göstermeye işârettir. Ve aynı zamanda, onlardan en ziyâde kabûle şâyân, zu'mlarınca bu iki rükündür.

İkinci ihtimale nazaran, Cenâb-ı Hakk’ın, îmânın rükünleri içinde kutub sayılan bu iki rüknü tahsîs etmesi, onların kuvvetle iddia ettikleri îmân, dine îmân olmadığına işârettir. Çünkü bu iki rüknün de muktezâsına amel ve i'tikàd etmemişlerdir.

ب ’nin tekrarı, her iki rükne olan îmânın bir cihetten olmadığına işârettir. Çünkü, Allah’a îmân, Allah’ın vücûd ve vahdetine îmândır. Yevm-i âhirete îmân ise, o günün hak olduğuna ve muhakkak geleceğine îmândır.

﴾ وَمَاهُـمْ بِمُؤْمِنِينَ ﴿ :

S — اٰمَـنَّا ’ya müşâbih olan وَمَا اٰمَنُوا ’ya tercihen ﴾ وَمَاهُـمْ بِمُؤْمِنِينَ ﴿ olarak cümle-i ismiye ile denilmesinde ne hikmet var?

C — Birincisi: Her iki اٰمَـنَّا arasında görülen zâhirî tenâkuzdan ictinâb etmek içindir.

İkincisi: اٰمَـنَّا ihbar değildir, inşâdır. İnşa, nefiy ile tekzîb edilemediğinden وَمَا اٰمَنُوا denilmemiştir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.