• Beşinci Me'haz: هُـدًى deki tenkîrdir. Bir nekre, mârife olarak mükerreren zikredilirse; o mârife, o nekrenin aynı olur. Fakat o nekre, nekre olarak zikredildiği takdirde, ale'l-ekser birbirinin aynı olamaz. Bu kaideye göre, nekre olarak tekerrür eden هُـدًى evvelki هُـدًى in aynı değildir.
Ancak, evvelki هُـدًى masdardır; ikincisi hâsıl-ı bilmasdardır ve birincisinin semeresi hükmünde mahsûs ve sâbit bir sıfattır.
• Altıncı Me'haz: Hidayetin Allah’tan olduğunu ifâde eden مِنْ kelimesinden burada bir cebr hissedilmekte ise de, hakikatte cebir değildir. Çünkü; onların cüz'-i ihtiyarlarıyla hâsıl-ı bilmasdar olan hidayete yürümeleri üzerine Cenâb-ı Hak, o sıfat-ı sâbite olan hidayeti halk ve ihsân etmiştir. Demek ihtidâ, yani hidayete doğru yürümek, onların kesb ve ihtiyarları dâhilindedir; fakat sıfat-ı sâbite olan hidayet, Allah’tandır.
• Yedinci Me'haz: Terbiyeyi ifâde eden رَبِّ kelimesidir. Bu kelimenin burada ihtiyar edilmesi; onların rızık ile terbiyeleri, Rubûbiyetin şe'ninden olduğu gibi, hidayetle de teğaddîleri Rubûbiyetin şe'ninden olduğuna işârettir.
﴾ وَاُو۬لٰٓئِـكَ هُـمُ الْمُفْلِحُوـنَـ ﴿ Bu cümledeki nüktelerin me'hazleri:
1. و ile atf.
2. اُو۬لٰٓئِـكَ nin tekrarı.
3. Zamîrü'l-fasl olan هُـمْ
4. اَلْ edatı.
5. Felâh yollarının adem-i zikriyle مُفْلِحُونَ nin âmm ve mutlak bırakılması gibi beş me'hazden ibarettir.
Birincisi: و ile yapılan atf, her iki cümle arasında bulunan münâsebete binâen yapılmıştır. Zîra birinci اُو۬لٰٓئِـكَ saâdet-i àcile (عَاجِلَه) olan hidayet semeresine işârettir. İkinci اُو۬لٰٓئِـكَ hidayetin semere-i âcilesine (آجِلَه) işârettir.
Evet, herbir اُو۬لٰٓئِـكَ mâkabline bir fezleke, bir icmâldir. Fakat erkân-ı İslâmiye me'haz tutulmakla, birinci اُو۬لٰٓئِـكَ yi birinci اَلَّذ۪ينَ ye rabtı; ikisinin de ümmî mü'minlere tahsîsi ve kezâ erkân-ı îmâniye ile yakìn me'haz
