İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 41 / 255
41 Sadaka

3. رَزَقْـنَا minnetin olmamasına. Çünkü, veren Allah’tır, kul ise bir vâsıtadır.

4. Rızkın نَا ya olan isnâdı, fakirlikten korkulmamasına...

5. Rızkın âmm ve mutlak olarak zikredilmesi, sadakanın ilim ve fikir gibi şeylere de şâmil olmasına...

6. نَفَقَ maddesi, alanın sefâhete değil, hâcât-ı zarûriyesine sarfetmesine işâretlerdir.

Bütün muâvenet ve yardım nev'ilerini hâvî olan zekât hakkında, sahîh olarak Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan اَلزَّكَوةُ قَنْطَرَةُ الْاِسْلَامِ hadîs-i şerîfi mervîdir. Yani, Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zîra yardım vâsıtası, zekâttır. İnsanların hey'et-i ictimâiyesinde intizam ve âsâyişi te'min eden köprü, zekâttır. Âlem-i beşerde hayat-ı ictimâiyenin hayatı, muâvenetten doğar. İnsanların terakkiyâtına engel olan isyanlardan, ihtilâllerden, ihtilâflardan meydâna gelen felâketlerin tiryâkı, ilâcı, muâvenettir.

Evet, zekâtın vücûbu ile ribânın hurmetinde büyük bir hikmet, yüksek bir maslahat, geniş bir rahmet vardır.

Evet, eğer tarihî bir nazarla sahife-i âleme bakacak olursan ve o sahifeyi lekelendiren beşerin mesâvîsine, hatâlarına dikkat edersen; hey'et-i ictimâiyede görünen ihtilâller, fesâdlar ve bütün ahlâk-ı rezîlenin iki kelimeden doğduğunu görürsün.

Birisi: “Ben tok olayım da, başkası açlığından ölürse ölsün bana ne.”

İkincisi: “Sen zahmetler içinde boğul ki, ben ni'metler ve lezzetler içinde rahat edeyim.”

Âlem-i insaniyeti zelzelelere ma'rûz bırakmakla yıkılmağa yaklaştıran birinci kelimeyi sildiren ancak zekâttır.

Nev'-i beşeri umumî felâketlere sürükleyen ve bolşevikliğe sevkedip terakkiyâtı, âsâyişi mahveden ikinci kelimeyi kökünden kesip atan, hurmet-i ribâdır.

Arkadaş! Hey'et-i ictimâiyenin hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Hàvâs kısmı, avâmdan; zengin kısmı, fukaradan hatt-ı muvâsalayı kesecek derecede uzaklaşmamaları lâzımdır. Bu tabakalar arasında muvâsalayı te'min eden zekât ve muâvenettir. Hâlbuki vücûb-u zekât ile hurmet-i ribâya mürâat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvâsala kesilir, sıla-yı rahîm kalmaz. Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.