tevellüd eden hadsî bir hükmün neticesidir. Evet bu i'tikàd-ı umumînin sebebi; kat'î bir sûrette manevî bir tevâtür kuvvetini veren, pek çok defalar vukû'a gelen melâikenin müşâhedelerinden hâsıl olan zarûrî ve kat'î delil ve emârelerdir. Çünkü melâike mes'elesi, beşerin ma'lûmât-ı yakìniyesindendir. Eğer bunda şübhe olursa, beşerin yakìniyatında emniyet kalmaz.
Hülâsa: Rûhânilerden bir ferdin bir zamanda vücûdu tahakkuk etse, bu nev'in vücûdu tahakkuk eder; nev'in vücûdu tahakkuk etse, her hâlde Şerîat’ın beyân ettiği gibi olacaktır.
Bu âyetin, sâbık âyetle dört vecihle irtibatı vardır.
Birinci Vecih: Bu âyetler, beşere verilen büyük ni'metleri ta'dâd ediyor. Birinci âyetle en büyük ni'mete işâret edilmiştir ki; beşer, hilkatin neticesidir ve arzın müştemilâtı ona teshìr edilmiştir, istediği gibi tasarruf eder. Bu âyet ile de, beşerin arza hâkim ve halife kılınmış olduğuna işâret edilmiştir.
İkinci Vecih: ......................................
Üçüncü Vecih: Evvelki âyetle, canlı mahlûkatın meskenleri olan arz ve semâvâta işâret edilmiştir. Bu âyet ile de, o meskenlerin sâkinleri olan beşer ve melâikeye işâret edilmiştir. Ve kezâ o âyet, hilkatin silsilesine; bu âyet ise, zevi'l-ervâhın silsilesine işâret etmişlerdir.
Dördüncü Vecih: Evvelki âyette hilkatten maksad beşer olduğu ve Hàlık’ın yanında beşerin bir mevki sâhibi bulunduğu tasrîh edildiğinde sâmi'in zihnine geldi ki: “Bu kadar fesâd, şürûr ve kötülüğü yapan beşere bu kadar kıymet neden verildi? Cenâb-ı Hakk’a ibâdet ve takdis için şu fesâdcı beşerin vücûduna hikmetin iktizası ve rızâsı var mıdır?”
Sâmi'in bu vesvesesini def' için şöyle bir işârette bulundu ki:
Beşerin o şürûr ve fesâdları, onda vedîa bırakılan sırra mukàbele edemez, affolur. Ve Cenâb-ı Hak onun ibâdetine muhtaç değildir. Ancak, Allâmü'l-Guyûb’un ilmindeki bir hikmet içindir.
Cümlelerin arasındaki irtibata geldik.
وَاِذْ Bu kelime, ﴾ وَهُوَ بِكُــلِّ شَيْءٍ عَل۪يـمٌ ﴿ cümlesine atıftır. Hâlbuki aralarında münâsebet olmadığı gibi اِذْ diğer bir اِذْ i iktiza eder. Binâenaleyh, böyle bir takdire lüzum vardır.
اِذْ خَلَقَ مَا خَلَقَ مُنْتَظَمًا وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ.. الخ Bu takdirde, ikinci اِذْ birincisine atf olur ve her iki cümle arasında da münâsebet bulunur.
