Menfaat için kullanılan لَكُـمْ deki ل eşyanın hilkaten mübâh, helâl, menfaatli olarak yaratılıp, bazı ârızalardan dolayı haram olmuş olduklarına işârettir. Meselâ ağyârın malı, ismet-i Şer'iye için haram olmuştur. İnsanın eti, hürmet ve kerâmet için; zehir, zarar için; lâşe eti, necâset için haram olmuşlardır.
Ve kezâ, herbir şeyde bir fâide, bir menfaat olduğuna remzdir.
Ve kezâ beşer için herşeyde bir menfaati bulunduğuna remzdir. Evet, hangi şey olursa olsun, beşere bir cihetten bir istifadeyi te'min eder, velev ibret almak için olsun.
Ve kezâ, arzın karnında istikbâl insanlarını intizar eden pek çok rahmetin hazine ve definelerinin bulunduğuna remzdir.
لَكُـمْ câr ve mecrûrunun ﴾ مَا فِي الْاَرْضِ ﴿ üzerine takdimi beşere ait istifadelerin her gayeden evvel ve evlâ olduğuna işârettir.
Umumu ifâde eden مَا herşeyde menfaatleri aramaya insanları terğîb ve teşvik içindir.
﴾ فِي الْاَرْضِ ﴿ deki فِي nin عَلٰى ya tercihi; en çok menfaatlerin arzın karnında olduğuna ve arzın karnındaki eşyanın taharrîsine insanları teşci' ettiğine işârettir.
Ve kezâ, arzın içindeki mâden ve maddelerin istifade-i beşer için yaratılışı, arzın içinde henüz keşfedilemeyen anâsır ve maddelerden –tekâlif-i hayatın zahmetlerinden müstakbelin insanlarını kurtaracak– bazı gıdâî vesâire maddelerin vücûdu mümkün olduğuna delâlet eder.
جَم۪يعًا arzdaki bazı eşyanın abes ve fâidesiz olduklarına ait evhâmı def'etmek içindir.
﴾ ثُـمَّ اسْتَوٰى ﴿ daki ثُـمَّ arzın hilkatiyle semâvâtın tesviyesi arasındaki Cenâb-ı Hakk’ın ef'âl ve şuûnâtının silsilesine işârettir.
Ve kezâ, beşere menfaat hususunda, semâvâtın tesviyesi arzın hilkatinden rütbece uzak olduğuna delâlet eder.
Îcâz ve ihtisar için, اَرَادَ اَنْ يُسَوِّى yerinde اِسْتَوٰى denilmiştir. اِسْتَوٰى kelimesinin istimâli, burada mecâzdır. Yani, hedefe kasdını hasredip sağa sola bakmayanlar gibi, semâvâtın tesviyesini irâde etmiştir.
﴾ اِلَى السَّـمَٓاءِ ﴿ Bu semâdan maksad, semâvâtın maddesi olan buhardır.
