İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 198 / 255
198

Evet sağ el, dâima çalıştığı için, sol elden daha kuvvetlidir. Ve bir hükûmet, mücâhede ettikçe cesâreti artar, terkettiği zaman cesâreti azalır ve binnetice; cesâret de, hükûmet de söner, mahvolur.

Ve kezâ, herşeyin ve her işin tekâmülü, zıdlarının mukàbele ve rekabet etmeleriyle olur. Meselâ hidayetin tekâmülüne dalâlet yardım ettiği gibi, îmânın tekâmülüne de küfür yardım eder. Çünkü küfür ve dalâletin ne derece pis ve zararlı olduklarını gören bir mü'minin îmânı ve hidayeti, birden bine çıkar. Bu iki cihet, teklifin eser ve semeresidir. Ve bu iki cihet itibariyle teklif, saâdet-i nev'iyenin yegâne âmilidir.

﴾ وَمَا يُضِلُّ بِـه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَ ﴿ Bu cümlenin mâkabliyle münâsebeti:

Evet, Kur'ân-ı Kerîm ﴾ يُضِلُّ بِـه۪ كَث۪يرًا ﴿ cümlesinde dalâlete atılanlar kimler olduğunu beyân etmeyip mübhem bıraktığından, sâmi' korktu. “Acaba o dalâlete atılanlar kimlerdir? Sebeb nedir? Kur'ânın nurundan zulmet nasıl geliyor?” diye sorduğu bu üç suâl, şu cümle ile cevablandırılmıştır ki: “Onlar, fâsıklardır. Dalâlete atılmaları, fısklarının cezasıdır. Fısk sebebiyle, fâsıklar hakkında nur nâra, ziyâ zulmete inkılâb eder.” Evet, şemsin ziyâsıyla, pis maddeler taaffün eder, kokar, berbat olur.

﴿ اَلَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِـه۪ۖ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِـه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ ﴾

Bu cümlenin evvelki cümle ile vech-i nazmı:

Evet, bu cümle ile fısk, şerh ve beyân edilmiştir. Şöyle ki:

Fısk; haktan udûl, ayrılmak; hadden tecâvüz; hayat-ı ebediyeden çıkıp terketmektir. Fıskın menşe'i; kuvve-i akliye, kuvve-i gadabiye, kuvve-i şeheviye denilen üç kuvvetin ifrat ve tefritinden neş'et eder. Evet ifrat veya tefrit, delillere karşı bir isyandır. Yani sahife-i âlemde yaratılan delâil, uhûd-u İlâhiye hükmündedir. O delâile muhâlefet eden, Cenâb-ı Hak’la fıtraten yapmış olduğu ahdini bozmuş olur.

Ve kezâ ifrat ve tefrit, hayat-ı nefsiye ve rûhiyenin maraz ve hastalığını intac eden esbâbdandır. Buna, fıskın birinci sıfatı olan ﴾ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ ﴿ cümlesiyle işâret edilmiştir.

Ve kezâ, ifrat ve tefrit, hayat-ı ictimâiyeye karşı isyan ateşini yakan iki âmildir. Evet, bu âmiller hayat-ı ictimâiyeyi nizâm ve intizam altına alan râbıtaları, kanunları keser atar. Evet şehvet veya gazab, haddini aşarsa, ırz ve nâmuslar pâyimal olur, masûmlar mahvolur. Buna da, fıskın ikinci sıfatı olan ﴾ وَيَقْطَعُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِـه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ ﴿ cümlesiyle işâret edilmiştir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.