İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 138 / 255
138

İkincisi: İnsanın gâibâne olan aşağı mertebesinden, huzurun yüksek makamına çıkması ancak ibâdet vâsıtasıyla olduğuna işârettir.

Üçüncüsü: Muhâtabın üç cihetten ibâdete mükellef olduğuna işârettir. Kalbiyle teslîm ve inkıyada, aklıyla îmân ve tevhide, kalıbıyla amel ve ibâdete mükelleftir.

Dördüncüsü: Muhâtabın mü'min, kâfir, münâfık olmak üzere üç kısma ayrılmış olduğuna işârettir.

Beşincisi: İnsanların; yüksek, orta, avâm tabakalarına, hitâbın şâmil olduğuna işârettir.

Altıncısı: İnsanlar arasında yapılan nidâ ve hitâblarda âdet edinmiş olan şeylere işârettir ki; insan, evvelâ gördüğü adamı çağırır ve durdurur, sonra kim olduğunu anlamak için alâmetlerine dikkat eder, sonra, maksadını anlatır.

Hülâsa: Mezkûr hitâb, geçen üç cihetten te'kid edilmiş şu nüktelere işârettir.

يَا ile nidâ edilen insanlar; gâfil, gâib, hazır, câhil, meşgul, dost, düşman gibi çok muhtelif tabakalara şâmildir. Bu muhtelif tabakalara göre يَا nın ifâdesi değişir.

Meselâ, gâfile karşı, tenbihi ifâde eder; gâibe, ihzarı; câhile, ta'rifi; dosta, teşviki; düşmana, tevbih ve takri'i.. gibi her tabakaya münâsib bir ifâdesi vardır.

Sonra makam, kurbu iktiza ettiği hâlde, uzaklara mahsûs olan يَا edatının kullanılması birkaç nükteye işârettir.

1. Teklif edilen emânet ve ibâdetin pek büyük bir yük olduğuna,

2. Derece-i ubûdiyetin, mertebe-i Ulûhiyetten pek uzak olduğuna,

3. Mükelleflerin, zaman ve mekânca hitâbın vakit ve mahallinden ırak bulunduğuna,

4. İnsanların derece-i gafletlerine işârettir.

Muzafun ileyhsiz zikredildiğinden umumî bir tevessümü ifâde eden اَيُّ kelimesi; hitâbın umum kâinâta şâmil olup, yalnız farz-ı kifâye sûretiyle haml-i emânete ve ibâdete insanların tahsîs edilmiş olduklarına işârettir. Öyle ise ibâdette insanların kusurları umum kâinâta tecâvüzdür.

Sonra, اَيُّ kelimesinde bir icmâl ve bir ibham vardır; çünkü izafesiz zikredilmiştir. Onun o ibham ve icmâli, نَاسْ kelimesiyle izâle ve tafsîl edildiğinden, aralarında bir icmâl ve tafsîl cezâleti meydâna gelmiştir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.