İkinci temsîlin hülâsasına göre:
Münâfık olan adam, âlemi musîbetleriyle öldürücü, belâlarıyla boğucu, dehşetli hâdisâtıyla tehdid edici, şedâidiyle sıkıcı bir şekilde görür. Bütün dünyayı, envâıyla beraber kendisine adâvet etmekte ittifak ettiklerini zanneder. İşte o münâfıkın bu zannına göre, âlemde ona menfaat verecek hiçbir şey yoktur. Bütün eşya ve mevcûdât onun aleyhindedirler. Hâlbuki mü'min olan zât nur-u îmânın iktizasıyla, kâinâtın yaptığı tesbihleri ve tebşîrleri ma'nen işitir, ferâhnâk olur.
Ve kezâ, Kur'ân-ı Kerîmin temsîl hususunda yaptığı tekrar, münâfıkların iki kısma ayrılmış olduklarına işârettir.
Birisi, süflî ve âmi olan tabakadır. Bu tabakanın hâline uygun birinci temsîldir.
İkincisi, kibirli, gururlu, güyâ yüksek tabakadır. Buna münâsib ikinci temsîldir. Demek temsîllerin tekrarı, kısımların taaddüdüne işârettir.
Sonra şu ikinci temsîlin münâfıkların nazarına göre, bu makamla münâsebeti nedir?
Evet Kur'ân-ı Kerîmin muhâtablarından tabaka-i ûlâda veya saff-ı evvelde olanlar, dâima sahrâlarda gezen çöl adamlarıdır. Bunlar, bil'umum bu hâdiseyi ya görmüşler veya ebnâ-yı cinslerinden işitmişlerdir. Hem böyle ateş yakmak mes'elesi efkâr-ı âmme ile alâkadardır. Ve bu hâdise onlara bir darb-ı mesel kadar te'sir eder.
Sonra ikinci temsîlin birinci temsîlle münâsebeti pek aşikârdır. Zîra, o ona ikmal edici bir tetimmedir. Hattâ çok noktalarda da ittihâdları vardır.
Sonra, bu ikinci temsîlin, münâfıkların hâline beş cihetten münâsebeti vardır.
Birincisi: Her iki taraf da öyle hayrete düşmüşlerdir ki, kendilerine kurtuluş yolları tamamen kapanmış, necât vesileleri kaybolmuştur.
İkincisi: Her iki taraf da korku şiddetinden, bütün mevcûdâtın kendilerine düşman olduklarını zannederler. Bir dakika bile ölüm tehlikesinden emin olmazlar.
Üçüncüsü: Her iki taraf da dehşetin şiddetinden akıllarını kaybetmiş deliler gibi olurlar. Hattâ kılınçların parıltısını görüp gözlerini yummakla veya tüfeklerin seslerini işitip kulaklarını tıkamakla ölümden tahaffuz etmek isteyen veya güneşin gurûbunu istemediğinden saatin zembereğini kısaltan ahmaklar gibi bir vaziyet gösterirler. Hâlbuki kulaklarını tıkamakla veya gözlerini yummakla gök gürültüsünden veya şimşek çakmasından kurtulamazlar.
