İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 91 / 255
91 Münâfıklar Hakkında

Bu âyetin cümleleri arasındaki vech-i irtibata gelince:

İnsanın musîbet ve elemlere karşı nokta-i istinâdı ve ihtiyaç ve emellerini tesviye için nokta-i istimdadı olan îmânın üç hàssası vardır.

Birincisi: Nokta-i istinâdından neş'et eden izzet-i nefistir. İzzet-i nefsi olan, başkalarına kendisini zelîl göstermeye tenezzül etmez.

İkincisi: Şefkattir. Şefkati olan, kimseyi tahkîr ve tezlil etmez.

Üçüncüsü: Hakikatlere ihtiram etmek ve yüksek şeylerin kıymetini bilmekle istihfaf etmemektir.

Kezâlik, îmânın zıddı olan nifâkın da üç hàssası vardır.

Birincisi: Zillettir.

İkincisi: İfsadâta meyletmektir.

Üçüncüsü: Başkalarını tahkîr etmekle gururlanıp zevk almaktır.

Binâenaleyh, îmân, izzet-i nefsi intac ettiği gibi, nifâk da onun aksine zilleti intac eder. Zilleti olan, herkese karşı kendisini zelîl gösterir. Bu ise riyâdır. Riyâ ise müdahenedir. Müdahene dahi kizbdir. Kur'ân-ı Kerîm, şu silsileli kizbe

﴾ وَاِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا قَالُوٓ اٰمَـنَّا ﴿ ile işâret etmiştir. Yani, “Mü'minlere rast geldikleri zaman, biz de îmâna geldik’ diyorlar.”

Sonra nifâk, îmânın hilâfına, kalbleri ifsad eder. Kalbin fesâdı ise, yetîmliği intac eder. Yani, bozuk olan bir kalb kendisini sâhibsiz, mâliksiz, yetîm bilir. Bu hâletten korku neş'et eder. O korku onu kaçıp gizlenmeye icbar eder. Kur'ân şu hâllerine ﴾ وَاِذَا خَـلَوْا ﴿ ile işâret etmiştir. Yani, “Kaçıp halvetlere gittikleri zaman...”

Sonra nifâk, îmânın aksine, akraba ve sâireler arasında sıla-i rahmi kat’ eder, keser. Bu ise şefkati izâle eder. Şefkatin zevâli ise ifsadâta sebeb olur. İfsaddan fitne çıkar. Fitneden hıyânet doğar. Hıyânet dahi za'fiyeti mûcibdir. Za'fiyet de himâye edecek bir zahîre, bir arkaya ilticâ etmeye icbar eder. Kur'ân-ı Kerîm buna ﴾ اِلٰى شَيَاطِينِهِـمْ ﴿ ile işâret etmiştir. Yani, “Şeytanlarına kaçıp, şeytanlarının himâyelerine giriyorlar.”

Sonra, îmânın hilâfına, nifâkta tereddüd vardır. Yani münâfık olan kimse, kat’î bir hüküm sâhibi değildir. Bu ise sebatsızlığı intac eder. Bu da mesleksizliği. Bu dahi emniyetsizliği tevlîd eder. Bu ise –kanunen maznunların hergün isbât-ı vücûd etmeleri lüzumu gibi– dâima şeytanlarına gidip küfürlerini, ahidlerini tazelemelerini icâb ettirir. Kur'ân-ı Kerîm bu

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.