İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 213 / 255
213 İhyâ-yı Ervâh

S — اَحْيَاكُـمْ ün yerine ne için صِرْتُمْ اَحْيَاءً denilmemiştir?

C — اَحْيَاكُـمْ hayatın Cenâb-ı Hak tarafından i'tâ edildiğine sarâhaten delâlet eder. صِرْتُمْ اَحْيَاءً de o delâlet yoktur. Yalnız “Hayat sâhibi oldunuz.” mânâsına delâlet eder.

﴾ ثُـمَّ يُم۪يتُكُـمْ ﴿ Bunun yerine تَمُوتُونَ zikredilmemesi mevtin, Kaderin takdiriyle, Kudretin büyük bir tasarrufu olduğuna işârettir. Evet, ömr-ü tabîisini bitirip sonra ölenler pek azdır. Kısm-ı a'zamı, ömr-ü tabîisi esnâsında ölürler. Demek mevt, tabîi bir netice değildir; ancak cesedin inhilâliyle dağılmasından ibarettir; yoksa rûhun fenâsıyla değildir. Mevt ile, cesed dağılır, rûh bâkî kalır.

﴾ ثُـمَّ يُحْي۪يكُـمْ ﴿ mâkabliyle mâba'di arasında bu'd-u mesâfeyi ifâde eden ثُـمّ imâte ile ikinci ihyâ arasında kocaman âlem-i berzahın fâsıla olduğuna işârettir.

﴾ ثُـمَّ اِلَيْـهِ تُرْجَعُونَ ﴿ Bu ثُـمّ ise, ikinci ihyâ ile rücû arasında mevcûd büyük bir perde ve hicâbın bulunduğuna işârettir.

تُرْجَعُونَ Yani: “Esbâb perdesinin keşfiyle, vesâitin tardıyla Allah’a rücû edeceksiniz.”

S — Allah’a rücû etmek, Allah’tan gelmeyi iktiza eder. Bunun için bir kısım insanlar, Allah ile insan arasında ittisali tevehhüm etmişlerdir ve bazı sofîler de şübheye düşmüşlerdir?

C — Dünyada insanın vücûd ve bekàsı olduğu gibi, Âhirette de vücûd ve bekàsı vardır. Dünyadaki vücûd, vâsıtasız dest-i Kudretten çıkar. Dünyada terkîb, tahlil, tasarruf, tahavvül ile karışık bekà mes'elesi, sâbıkan zikredilen hikmet üzerine esbâb, vesâit, ilel, mes'eleye müdâhale edip araya girerler. Âhirette ise, vücûd ve bekà, her ikisi de levâzımatıyla, terkîbâtıyla bizzat dest-i Kudretten çıkarlar ve herkes hakîki Mâlikini bilir. İşte bunu anlayan, rücûun ne demek olduğunu anlar. —oOo—

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.