İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 177 / 255
177 Kıyamet ve Âhiret

Ve yine, yukarıda îâd (ايعاد) ve inzar (انذار); yani tahvif ve tehdidler yapılmıştır. Burada da va'dler, rağbetler, beşâretler yapılmıştır. Bunların arasındaki münâsebet, tezâdî bir münâsebettir.

Ve yine, nefsi ve vicdânı, aklın hükümlerine itâatlerini devam ettiren terğîb ve terhîb; yani ümîd ve korku hisleri lâzımdır. Bu hislerin vücûd bulup devam etmeleri ancak terğîb ve terhîb; yani ümîdlendirmek ve korkutmakla olur. Terğîb ve terhîbin devamı; ancak vicdânda mevcûd tahrîk edici bir âmirin vücûduyla olur. İşte bu âyetle, terğîb hissi uyandırılmıştır. Evvelki âyetler ile de, terhîb hissi tahrîk edilmiştir. Bu itibarla, aralarında tezâdî bir münâsebet vardır.

Ve yine, geçen âyetlerde Âhiret’in bir şıkkına, yani Cehenneme işâret yapılmıştır. Bu âyette, ikinci şıkkı olan Cennetten haber verilmiştir. Bu itibarla, Âhiretin her iki şıkkı da zikredilmiş bulunuyor.

Arkadaş! Cennet ve Cehennem; şecere-i hilkatten ebede doğru uzanıp giden iki daldan tezâhür eden iki semeredir ve kâinâtın teselsülen gelmekte olan silsilelerinin iki neticesidir ve ebede doğru akıp giden kâinât seylinin iki mahzeni ve iki havuzudur.

Evet, Cenâb-ı Hak, gayr-ı mütenâhî hikmetler için bu âlemi, imtihana sahne yaptı; yine sonsuz hikmetler için tağayyürâta, tahavvülâta, inkılâblara mahal olmasını irâde etti ve yine, sonsuz gayeler için hayır ile şerri, nef' ile zararı, hüsün ile kubhu; hülâsa iyilikle kötülüğü karışık bir şekilde Cennet ve Cehenneme tohum olmak üzere kâinâtın şu mezraasına serpti.

Evet, mâdem ki bu âlem, nev'-i beşerin imtihan meydânıdır ve müsâbaka yeridir; iyilikle kötülüğün birbirinden tefrik edilemeyecek derecede muhtelit ve karışık olmaları lâzımdır ki, insanların dereceleri tezâhür etsin. İmtihan ve tecrübe zamanları bittikten sonra, kötü insanlar:

﴾ وَامْـتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّـهَا الْمُجْرِمُوـنَـ ﴿ “Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz!” diye olan tüy ürpertici, sâikavâri, şiddetli emr-i İlâhîye ma'rûz kalacakları gibi; iyi insanlar da ﴾ فَادْخُـلُوهَا خَـالِد۪ينَ ﴿ “Dâimî kalmak üzere Cennete giriniz.” diye olan Cenâb-ı Hakk’ın mün'imâne, şefîkàne, lütûfkârâne emirlerine mazhar olacaklardır.

İnsanlar bu iki kısma ayrıldıktan sonra, kâinât da tasfiye ameliyâtına uğrayacak. Kötülüğü, şerri, zararı tevlîd eden maddelerin bir tarafa çekilmesiyle Cehennemin; iyiliği, hayrı, nef'i doğuran maddelerin de diğer tarafa çekilmesiyle Cennetin techizâtları ikmal edilecektir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.