İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 170 / 255
170

عَبْـدِنَا Abd lafzının nebî veya Muhammed (A.S.M.) lafızlarına cihet-i tercihi; abd tâbiri, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın azametine ve ibadetin ulüvv-ü derecesine işâret olduğu gibi, اُعْبُـدُوا emrini te'kiddir ve Resûl-i Ekrem hakkında vârid olan vehimleri def'etmektir ki, o Zât bütün insanlardan ziyâde ibâdet yapmış ve Kur'ânı okumuştur.

فَأْتُوا Bu emir, tâciz içindir. Yani emirden maksad, muhâtabdan birşey taleb değildir. Ancak, başlarına vurmakla muârazaya, tecrübeye dâvet etmektir ki, aczleri meydâna çıksın.

﴾ بِسُورَةٍ.. الخ ﴿ Bu tâbirden anlaşılır ki; onların ilzamları, aczleri son hadde bâliğ olmuştur. Zîra; dokuz dereceye bâliğ olan tahaddînin, yani muârazaya dâvet etmenin; tâbirleri, tabakaları vardır.

1. Yüksek nazmıyla, ihbarât-ı gaybiyesiyle, ihtiva ettiği ulûmu ve àlî hakàikıyla beraber tam bir Kur'ânın mislini, ümmî bir şahıstan getiriniz.

2. Eğer böylece mislini getirmek tâkatinizin fevkınde ise, belîğ bir nazımla uydurma şeylerden olsun, getiriniz.

3. Eğer buna da kudretiniz olmazsa, on sûre kadar bir mislini yapınız.

4. Bu da mümkün olmadı ise, uzun bir sûrenin mislini yapınız.

5. Eğer bu da size kolay değilse, kısa bir sûrenin misli olsun.

6. Eğer ümmî bir şahıstan imkân bulamadı iseniz âlim ve kâtib bir adamdan olsun.

7. Bu da olmadığı takdirde, birbirinize yardım etmek sûretiyle yapınız.

8. Buna da imkân bulunamadığı takdirde, bütün ins ve cinlerden yardım isteyiniz ve bütün efkârın neticelerinden istimdâd ediniz. Neticeleri, tamamen yanınızda bulunan kütüb-ü Arabiyede mevcûddur. Bütün kütüb-ü Arabiye ile Kur'ân arasında bir mukayese yapılırsa, Kur'ân, mukayeseye gelmez. Çünkü hiçbirine benzemiyor. Öyle ise Kur'ân, ya hepsinden aşağıdır veya hepsinden yukarıdır. Birinci ihtimal, bâtıl ve muhâldir. Öyle ise hepsinden yukarı, fevkalküll bir kitaptır. Onüç asırdan beri misli vücûda gelmemiştir, bundan sonra da vücûda gelemeyecektir vesselâm.

9. “Bizim şâhidlerimiz yoktur. Eğer muârazaya girişsek, bizi destekleyecek kimse yoktur.” diye gösterdikleri o bahâneyi de def'etmek için, “Şühedânıza da müsâade edilmiştir. Onları da çağırın, size yardım etsinler.”

İşte bu tabakalara dikkat edilirse, muârazanın şu mertebelerine işâreten, Kur'ân-ı Kerîm’in yaptığı îcâz ile gösterdiği i'câza bir şuâ görünür.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.