kısma tevcîh-i hitâb ederek onları ibâdete emir ve dâvet etti. Demek, bu âyetin evvelki âyetlere terettübü ve onları takib etmesi; hâne ve binanın, mühendisin krokisine; amelin, ilme; Kazâ’nın, Kadere terettübü ve birbirini takib etmeleri gibidir.
Evet, evvelki âyetlerde yapılan teşkilât ve taksimat kroki ve plândan sonra bu âyette ibâdet binasının yapılmasına emredilmiştir ve o âyetlerde verilen bilgi ve ma'lûmâttan sonra, bu âyette, amel ve ibâdete emredilmiştir. Ve onlarda yazılan sıfat ve istihkaklara göre, burada, emir ve nehiyler ile hükümler verilmiştir.
Ve kezâ, evvelki âyetlerde insanların taksimatı, ahvâl ve sıfâtı zikredildikten sonra, makamın iktizasıyla, bu âyet onları takib etmiştir.
Vaktâ ki Kur'ân-ı Kerîm, insanların her üç fırkasından bahsetti ve herbir fırkanın sıfatını ve âkıbetini söyledi; sâmi'in arzusu ve makamın iktizası üzerine, Kur'ân-ı Kerîm gaybdan hitâba intikal ederek onlara karşı şu hitâpta bulundu. Evet, bazı adamlar hakkında gâibâne konuşanların bilâhare konuşmalarını hitâba çevirmelerinde şöylece bir nükte-i umumiye vardır:
Meselâ, bir şahsın iyiliğinden veya fenâlığından bahsedilirken; gerek konuşanda, gerek dinleyende, ya tahsin veya tel'in için bir meyil uyanır. Sonra gitgide o meyil öyle kesb-i şiddet eder ki, sâhibini o şahısla görüştürüp şifâhen konuşmaya kuvvetli bir arzu uyandırır. Burada sâmi'lerin o meyillerini tatmin etmekle makamın iktizası üzerine Kur'ân-ı Kerîm, onları sâmi'lerin huzuruna götürüp kendilerine hitâb ile tevcîh-i kelâm etmiştir.
Bu âyette, gaybdan, hitâba edilen iltifat ve intikalde hususî bir nükte de vardır ki; ibâdetle yapılan tekliften hâsıl olan meşakkat, hitâb-ı İlâhîden neş'et eden zevk ve lezzetle karşılanır ve insanlara ağır gelmez.
Ve kezâ hitâb sûretiyle ibâdeti teklif etmek, abd ile Hàlık arasında vâsıta olmadığına işârettir.
Ey arkadaş! Bu âyetin cümlelerini birbiriyle nazmeden münâsebetler ise: ﴾ يَٓا اَيُّهَا النَّـاسُ اعْبُـدُوا ﴿ cümlesinde emir ve hitâb, geçen her üç fırkayı teşkil eden mü'min, kâfir ve münâfıkların; mâzi, hâl ve istikbâlde vücûda gelmiş veya gelecek bütün efrâdını ihtiva eden tabakalara hitâptır. Binâenaleyh اُعْبُـدُوا vav’ının merci'inde dâhil olan kâmil mü'minlere göre اُعْبُـدُوا ibâdete devam ve sebat etmeye emirdir. Orta derecedeki mü'minlere nazaran, ibâdetin artırılmasına emirdir. Kâfirlere göre, ibâdetin şartı olan îmân ve tevhid ile ibâdetin yapılmasına emirdir. Münâfıklara nazaran, ihlâsa emirdir. Binâenaleyh اُعْبُـدُوا nun ifâde ettiği ibâdet kelimesi mükellefîne göre müşterek-i manevî hükmündedir.
