İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 87 / 262
87

mahbûbu arayan rûh dahi, ﴾  لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ  ﴿ feryâdını ilân ediyor.

نَمِى خَواهَـمْ نَمِى خَوانَـمْ نَمِى تَابَـمْ فِرَاقِى

İstemem, arzu etmem, tâkat getirmem müfârakatı...

نَمِى اَرْزَدْ مَـرَاقَه اِينْ زَوَالْ دَرْ پَسْ تَلاَقِى

Der-akab zevâl ile acılanan mülâkatlar, keder ve meraka değmez. İştiyaka hiç lâyık değildir. Çünkü; zevâl-i lezzet, elem olduğu gibi, zevâl-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Bütün mecâzî âşıkların dîvânları, yani aşknâmeleri olan manzûm kitapları, şu tasavvur-u zevâlden gelen elemden birer feryâddır. Herbirinin bütün dîvân-ı eş'ârının rûhunu eğer sıksan, elemkârâne birer feryâd damlar.

اَزْ اۤنْ دَرْدِى گِرِينِ ﴿ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ ﴾ مِى زَنَدْ قَلْبَـمْ

İşte o zevâl-âlûd mülâkatlar, o elemli, mecâzî muhabbetler derdinden ve belâsındandır ki; kalbim, İbrahimvâri ﴾ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ ﴿ ağlamasıyla ağlıyor ve bağırıyor!

دَرْ اِينْ فَانِى بَـقَا خَازِى بَقَا خِيزَدْ فَـنَادَنْ

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.