Yirmidokuzuncu Mektûb’dan Beşinci Risale Olan Beşinci Kısım
Yirmidokuzuncu Mektûb’dan
Beşinci Risale Olan Beşinci Kısım
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
﴿ اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ... الخ ﴾
âyet-i pür-envârının çok envâr-ı esrârından bir nurunu, Ramazan-ı Şerîf’te bir hâlet-i rûhâniyede hissettim; hayâl-meyâl gördüm. Şöyle ki:
Üveys-i Karanî’nin:
اِلٰهِى اَنْتَ رَبِّى وَاَنَا الْعَبْدُ ❀ وَاَنْتَ الْخَالِقُ وَاَنَا الْمَخْلُوقُ وَاَنْتَ الرَّزَّاقُ وَاَنَا الْمَرْزُوقُ… الخ
münâcât-ı meşhûresi nev'inden, bütün mevcûdât-ı zevi'l-hayat, Cenâb-ı Hakk’a karşı aynı münâcâtı ettiklerini.. ve onsekiz bin âlemin herbirinin ışığı, birer ism-i İlâhî olduğunu bana kanâat verecek bir vâkıa-i kalbiye-i hayâliyeyi gördüm. Şöyle ki:
Birbirine sarılı çok yapraklı bir gül goncası gibi, şu âlem binler perde perde içinde sarılı, birbiri altında saklı âlemleri bu âlem içinde gördüm. Herbir perde açıldıkça, diğer bir âlemi görüyordum. O âlem ise, Âyet-i Nur’un arkasındaki;
