İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 117 / 262
117

Dördüncü Nükte

DÖRDÜNCÜ NÜKTE: İnsan şu kâinât içinde pek nâzik ve nâzenîn bir çocuğa benzer. Za'fında büyük bir kuvvet ve aczinde büyük bir kudret vardır. Çünkü; o za'fın kuvvetiyle ve aczin kudretiyledir ki, şu mevcûdât, ona musahhar olmuş.

Eğer insan za'fını anlayıp, kàlen, hâlen, tavren duâ etse ve aczini bilip istimdâd eylese; o teshìrin şükrünü edâ ile beraber, matlûbuna öyle muvaffak olur ve maksadları ona öyle musahhar olur ki, iktidar-ı zâtîsiyle onun aşr-ı mi'şârına muvaffak olamaz. Yalnız bazı vakit lisân-ı hâl duâsıyla hâsıl olan bir matlûbunu, yanlış olarak kendi iktidarına hamleder.

Meselâ: Tavuğun yavrusunun za'fındaki kuvvet, tavuğu arslana saldırtır. Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine musahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor. İşte cây-i dikkat, zaaftaki bir kuvvet ve şâyân-ı temâşâ bir cilve-i rahmet...

Nasıl ki nâzdâr bir çocuk ağlamasıyla, ya istemesiyle, ya hazîn hâliyle matlûblarına öyle muvaffak olur ve öyle kavîler ona musahhar olurlar ki; o matlûblardan binden birisine bin defa kuvvetçiğiyle yetişemez. Demek za'f ve acz, onun hakkında şefkat ve himâyeti tahrîk ettikleri için, küçücük parmağıyla kahramanları kendine musahhar eder. Şimdi böyle bir çocuk, o şefkati inkâr etmek ve o himâyeti ittiham etmek sûretiyle, ahmakàne bir gurur ile; “Ben kuvvetimle bunları teshìr ediyorum.” dese, elbette bir tokat yiyecektir.

İşte insan dahi Hàlık’ının rahmetini inkâr ve hikmetini ittiham edecek bir tarzda küfran-ı ni'met sûretinde Karun gibi ﴾ اِنَّمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍ ﴿  yani; “Ben kendi ilmimle, kendi iktidarımla kazandım.” dese, elbette sille-i azâba kendini müstehak eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.