İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 12 / 262

Birinci Söz

12

Birinci Söz

“Bismillâh” her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcûdâtın lisân-ı hâl ile vird-i zebânıdır.

“Bismillâh” ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle... Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin. Tâ, şakìlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa tek başıyla hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perîşan olacaktır.

İşte böyle bir seyahat için iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi idi, diğeri mağrûr. Mütevâzii, bir reisin ismini aldı. Mağrûr almadı... Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kàtiü't-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakì def'olur gider, ilişemez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür. Öteki mağrûr, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, ta'rif edilmez. Dâima titrer, dâima dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezîl oldu.

İşte ey mağrûr nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dünya ise, bir çöldür. Aczin, fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihâyetsizdir. Mâdem öyledir; şu sahrânın Mâlik-i Ebedî ve Hâkim-i Ezelîsi’nin ismini al.. tâ, bütün kâinâtın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.