İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 219 / 262
219

Dördüncü Mes'ele

Dördüncü Mes'ele

Yine Gençlik Rehberi’nde izâhı var. Bir zaman bana hizmet eden kardeşlerim tarafından suâl edildi ki:

“Küre-i arzı herc ü merce getiren ve İslâm mukadderâtıyla alâkadar olan bu dehşetli Harb-i Umumî’den elli gündür –şimdi yedi seneden geçti aynı hâl– (∗) [^8] hiç sormuyorsun ve merak etmiyorsun. Hâlbuki bir kısım mütedeyyin ve âlim insanlar, cemâati ve câmii bırakıp radyo dinlemeğe koşuyorlar. Acaba bundan daha büyük bir hâdise mi var? Veya onunla meşgul olmanın zararı mı var?” dediler.

[^8]:Tire içindeki not, 1946 senesine aittir.

Cevaben dedim ki:

Ömür sermâyesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil dâireler gibi, her insanın kalb ve mide dâiresinden ve ceset ve hâne dâiresinden, mahalle ve şehir dâiresinden ve vatan ve memleket dâiresinden ve küre-i arz ve nev'-i beşer dâiresinden tut, tâ zîhayat ve dünya dâiresine kadar, birbiri içinde dâireler var. Herbir dâirede, herbir insanın bir nev'i vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dâirede en büyük ve ehemmiyetli ve dâimî vazife var. Ve en büyük dâirede en küçük ve muvakkat arasıra vazife bulunabilir. Bu kıyâs ile –küçüklük ve büyüklük ma'kûsen mütenâsib– vazifeler bulunabilir. Fakat büyük dâirenin câzibedârlığı cihetiyle küçük dâiredeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.