bir hâlete girer..” isbât ettim. O muannid ve mütemerrid şahsın daha tutunacak bir yeri kalmadı. Kayboldu, Cehenneme gitti.
İşte ey bu Medrese-i Yûsufiye’de benim ders arkadaşlarım! Mâdem hakikat budur ve bu hakikati Risale-i Nur o derece kat'î ve güneş gibi isbât etmiş ki; yirmi senedir mütemerridlerin inâdlarını kırıp îmâna getiriyor. Biz dahi hem dünyamıza, hem istikbâlimize, hem âhiretimize, hem vatanımıza, hem milletimize tam menfaatli ve kolay ve selâmetli olan îmân ve istikamet yolunu takib edip boş vaktimizi sıkıntılı hülyalar yerinde Kur'ândan bildiğimiz sûreleri okumak ve mânâlarını bildiren arkadaşlardan öğrenmek ve kazâya kalmış farz namazlarımızı kazâ etmek ve birbirinin güzel huylarından istifade edip bu hapishâneyi güzel seciyeli fidanlar yetiştiren bir mübârek bahçeye çevirmek gibi a'mâl-i sâliha ile hapishâne müdür ve alâkadarları, cânî ve kàtillerin başlarında zebâni gibi azâb memurları değil, belki Medrese-i Yûsufiye’de Cennete adam yetiştirmek ve onların terbiyesine nezâret etmek vazifesiyle memur birer müstakîm üstad ve birer şefkatli rehber olmalarına çalışmalıyız. ∗∗∗
