İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 240 / 262
240

ise, o semerenin zevâlinden elem hâsıl olmuyor, çünkü yerine gelen var. Ve aynı zamanda, teceddüd hadd-i zâtında bir lezzettir.

Ve kezâ rûh-u beşeri en ziyâde sıkan, ayrılmalardan neş'et eden elemlerdir. Nur-u îmân o elemleri teceddüd-ü emsâl ve tahaddüs-ü visâl ümîdi ile izâle eder.

Beşinci Nokta

Beşinci Nokta: İnsan şu mevcûdâtta kendisine düşman ve ecnebî tevehhüm ettiği veya ölüler, yetîmler gibi hayatsız, perîşan vehmettiği şeyleri nur-u îmân, ahbab ve kardeş sıfatı ile gösterir ve hayatdâr tesbih-hân (tesbih eden) şeklinde irâe eder. Yani gafletle bakan adam âlemin mevcûdâtını düşman gibi muzır telâkki ederek tevahhuş eder. Ve eşyayı ecnebîler gibi görür. Çünkü, dalâlet nazarında mâzi ve istikbâl zamanlarındaki eşya arasında uhuvvet, kardeşlik râbıtası ve bağlanış yoktur. Ancak zaman-ı hâlde eşya arasında küçük, cüz'î bir alâka olur. Binâenaleyh ehl-i dalâletin yekdiğerine olan uhuvvetleri binler senelik uzun bir zamanda bir dakika kadardır.

Ve kezâ, îmân nazarında bütün ecrâmı, hayatdâr ve birbirine ünsiyetli olduklarını görüyor. Ve herbir cirmin lisân-ı hâli ile Hàlık’ına tesbihât yapmakta olduğunu gösteriyor. İşte bu itibarla bütün ecrâmın kendilerine göre bir nev'i hayat ve rûhları vardır. Binâenaleyh îmânın şu görüşüne nazaran o ecrâmda dehşet, vahşet yoktur. Ünsiyet ve muhabbet vardır.

Dalâlet nazarı, matlûblarını tahsil etmekten âciz olan insanların sâhibsiz, hâmîsiz olduklarını telâkki eder ve hüzün, keder, aczlerinden dolayı ağlayan yetîmler gibi zanneder. Îmân nazarı ise, canlı mahlûkata, ağlar yetîmler gibi değil, ancak mükellef memur, muvazzaf zâkir ve tesbih-hân ibâd sıfatı ile bakar.

Altıncı Nokta

Altıncı Nokta: Nur-u îmân, dünya ve âhiret âlemlerini çeşit çeşit ni'metlere mazhar iki sofra ile tasvir eder ki mü'min olan kimse îmân eli ile ve zâhirî, bâtınî duyguları ile ve manevî,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.