(Hâşiye-10) Îmân, dizginini cism-i hayvanînin elinden alıp; kalbe, rûha teslîm ettiği için; mâziye nüfûz ve müstakbele hulûl edebilir. Çünkü: Kalb ve rûhun dâire-i hayatı geniştir.
مَـيْدَانِ اُو اِينْ زَمَانِ حَال و يَكْ اۤنِ سَـيَّالَسْت
O cüz'-i ihtiyarînin meydân-ı cevelânı, kısacık şu zaman-ı hazır ve bir ân-ı seyyâldir.
بَا اِينْ هَمَه فَقْرهَا وَ ضَعْـفْهَا قَلَـمِ قُـدْرَتِ تُو اۤشِكَارَه
نُوِشْـتَه اَسْت، دَرْ فِطْرَتِ مَا مَيْـلِ اَبَدْ وَ اَمَـلِ سَرْمَدْ
İşte şu bütün ihtiyaçlarımla ve zaîfliğimle ve fakr ve aczimle beraber altı cihetten gelen dehşetler ve vahşetlerle perîşan bir hâlde iken; kalem-i kudretle sahife-i fıtratımda ebede uzanan arzular ve sermede yayılan emeller âşikâre bir sûrette yazılmıştır, mâhiyetimde dercedilmiştir.
بَلْكِه هَـرْ چِـه هَسْت هَسْت
Belki dünyada ne varsa nümûneleri fıtratımda vardır. Umum onlara karşı alâkadarım. Onlar için çalıştırıyorum, çalışıyorum.
دَائِـرَهٴِ اِحْتِـيَاجْ مَانَـنْدِ دَائِـرَهٴِ مَـدِّ نَظَـرْ بُـزُرْگِى دَارَسْت
İhtiyaç dâiresi, nazar dâiresi kadar büyüktür, geniştir.
