İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 74 / 262
74

eder. Rahat-ı kalb ile gider. Şimdi, o hâleti intac eden vecihlerden, nümûne olarak beşini beyân edeceğiz.

Birincisi: İhtiyarlık mevsimiyle; dünyevî, güzel ve câzibedâr şeyler üstünde fenâ ve zevâlin damgasını ve acı mânâsını göstererek, o insanı dünyadan ürkütüp, o fânîye bedel, bir bâkî matlûbu arattırıyor.

İkincisi: İnsanın alâka peydâ ettiği bütün ahbablardan yüzde doksandokuzu, dünyadan gidip diğer bir âleme yerleştikleri için, o ciddi muhabbet sâikasıyla, o ahbabın gittiği yere bir iştiyak ihsân edip, mevt ve eceli mesrûrâne karşılattırıyor.

Üçüncüsü: İnsandaki nihâyetsiz zaîflik ve âcizliği, bazı şeylerle ihsâs ettirip, hayat yükü ve yaşamak tekâlifi ne kadar ağır olduğunu anlattırıp, istirahate ciddi bir arzu ve bir diyar-ı âhere gitmeye samîmî bir şevk veriyor.

Dördüncüsü: İnsan-ı mü'mine nur-u îmân ile gösterir ki:

Mevt, i'dâm değil, tebdil-i mekândır. Kabir ise, zulümâtlı bir kuyu ağzı değil, nurâniyetli âlemlerin kapısıdır. Dünya ise, bütün şa'şaasıyla Âhiret’e nisbeten bir zindân hükmündedir. Elbette, zindân-ı dünyadan bostan-ı cinâna çıkmak ve müz'ic dağdağa-i hayat-ı cismâniyeden âlem-i rahata ve meydân-ı tayerân-ı ervâha geçmek ve mahlûkatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzur-u Rahmân’a gitmek; bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saâdettir.

Beşincisi: Kur'ân’ı dinleyen insana, Kur'ân’daki ilm-i hakikati ve nur-u hakikatle dünyanın mâhiyetini bildirmekliği ile dünyaya aşk ve alâka pek mânâsız olduğunu anlatmaktır. Yani, insana der ve isbât eder ki:

“Dünya; bir kitab-ı samedânîdir. Hurûf ve kelimâtı, nefislerine değil; belki, başkasının zât ve sıfât ve esmâsına delâlet ediyorlar. Öyle ise, mânâsını bil, al; nukùşunu bırak git!..

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.