İşte ey akıl! Dikkat et! Meş'ûm bir âlet nerede? Kâinât anahtarı nerede? Ey göz! Güzel bak! Âdi bir kavvâd nerede? Kütübhâne-i İlâhî’nin mütefennin bir nâzırı nerede? Ve ey dil! İyi tat! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede? Hazine-i hàssa-i Rahmet nâzırı nerede?..
Ve daha bunlar gibi başka âletleri ve a'zâları kıyâs etsen anlarsın ki; hakikaten mü'min Cennet’e lâyık ve kâfir Cehenneme muvâfık bir mâhiyet kesbeder. Ve onların herbiri öyle bir kıymet almalarının sebebi; mü'min, îmânıyla Hàlık’ının emânetini, O’nun nâmına ve izni dâiresinde istimâl etmesidir. Ve kâfir, hıyânet edip nefs-i emmâre hesabına çalıştırmasıdır.
Dördüncü Kâr: İnsan zaîftir; belâları çok.. fakirdir; ihtiyacı pek ziyâde.. âcizdir; hayat yükü pek ağır... Eğer Kadîr-i Zülcelâl’e dayanıp tevekkül etmezse ve i'timâd edip teslîm olmazsa, vicdânı dâim azâb içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar. Ya sarhoş ya canavar eder.
Beşinci Kâr: Bütün o a'zâ ve âletlerin ibâdeti ve tesbihâtı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda, Cennet yemişleri sûretinde sana verileceğine, ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşâhede ittifak etmişler.
İşte bu beş mertebe kârlı ticâreti yapmazsan, şu kârlardan mahrumiyetten başka, beş derece hasâret içinde hasârete düşeceksin.
Birinci Hasâret: O kadar sevdiğin mal ve evlâd; ve perestiş ettiğin nefis ve hevâ; ve meftûn olduğun gençlik ve hayat zâyi' olup kaybolacak. Senin elinden çıkacaklar. Fakat, günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler.
İkinci Hasâret: Emânette hıyânet cezasını çekeceksin. Çünkü; en kıymetdâr âletleri, en kıymetsiz şeylerde sarfedip nefsine zulmettin.
