İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 77 / 262
77

وَ دَرْ چَپْ دِيدَمْ كِه فَرْدَا قَبْرِ مَنَسْت

Sonra soldaki istikbâle baktım. Derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbâl ise, emsâlimin ve nesl-i âtînin bir kabr-i ekberi sûretinde görünüp, ünsiyet değil belki vahşet verdi. (Hâşiye-2)

(Hâşiye-2) Îmân ve huzur-u îmân, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saâdet saraylarında bir dâvet-i Rahmâniye gösterir.

وَ اِيمْرُوزْ تَابُوتِ جِسْمِ پُرْ اِضْطِرَابِ مَنَسْت

Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki: Şu gün, güyâ bir tabuttur. Hareket-i mezbûhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. (Hâşiye-3)

(Hâşiye-3) Îmân, o tabutu, bir ticâretgâh ve şa'şaalı bir misâfirhâne gösterir.

بَرْ سَرِ عُمْرْ جَنَازَهٴِ مَنْ اِيسْتَادَه اَسْت

İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki: O ağacın tek meyvesi benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. (Hâşiye-4)

(Hâşiye-4) Îmân, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saâdete namzed olan rûhumun eskimiş yuvasından, yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.