İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 70 / 262
70

Ey nefis! Başta Habîbullâh, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir-iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup, başını çevirme! Merdâne kabre bak, dinle ne taleb eder! Erkekçesine ölümün yüzüne gül; bak ne ister! Sakın gâfil olup ikinci adama benzeme!

Ey nefsim! Deme: “Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maîşetle sarhoştur. “Çünkü; ölüm değişmiyor, firâk bekàya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyâdeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peydâ ediyor.

Hem deme: “Ben de herkes gibiyim.” Çünkü; herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musîbette beraber olmak demek olan tesellî ise, kabrin öbür tarafında pek esâssızdır.

Hem kendini başıboş zannetme! Zîra, şu misâfirhâne-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan hiçbir şeyi nizâmsız, gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizâmsız, gayesiz kalabilirsin? Zelzele gibi vâkıalar olan şu hâdisât-ı kevniye tesâdüf oyuncağı değiller.

Meselâ: Zemine nebâtât ve hayvanat envâ'ından giydirilen birbiri üstünde, birbiri içinde, gayet muntazam ve gayet münakkaş gömlekler, baştan aşağıya kadar gayelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını gördüğün ve gayet àlî gayeler içinde, kemâl-i intizam ile meczûb Mevlevî gibi devredip döndürmesini bildiğin hâlde, nasıl oluyor ki, küre-i arzın; Benî Âdem’den, bâhusus ehl-i îmândan beğenmediği bir kısım etvâr-ı gafletin sıklet-i maneviyesinden, omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi (Hâşiye) [^2] mevt-âlûd hâdisât-ı hayatiyesini –bir mülhidin neşrettiği gibi– gayesiz, tesâdüfî zannederek bütün musîbet-zedelerin elîm zâyiâtını bedelsiz hebâen-mensûr gösterip müdhiş bir ye'se atarlar. Hem büyük bir hatâ, hem büyük bir zulüm ederler.

[^2]:İzmir’in zelzelesi münâsebetiyle yazılmıştır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.