İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 7 / 262
7

Yoksa, bu zamandaki küfr-ü mutlakın ve fenden gelen dalâletin ve sefâhetteki tiryâkiliğin inâdı karşısında Cenâb-ı Hakk’ı tanıttırdıktan sonra ve Cehennemin vücûdunu isbât ile ve onun azâbı ile insanları fenâlıktan, seyyiâttan vazgeçirmek yolu ile ondan, belki de yirmiden birisi ders alabilir. Ders aldıktan sonra da, “Cenâb-ı Hak Gafûru'r-Rahîm’dir, hem Cehennem pek uzaktır.” der, yine sefâhetine devam edebilir. Kalbi, rûhu hissiyatına mağlûb olur.

İşte, Risale-i Nur ekser muvâzeneleriyle küfür ve dalâletin dünyadaki elîm ve ürkütücü neticelerini göstermekle, en muannid ve nefis-perest insanları dahi o menhus, gayr-ı meşrû lezzetlerden ve sefâhetlerden bir nefret verip aklı başında olanları tevbeye sevkeder.

O muvâzenelerden, Altıncı, Yedinci, Sekizinci Sözlerdeki kısa muvâzeneler ve Otuzikinci Söz’ün üçüncü mevkıfındaki uzun muvâzene, en sefîh ve dalâlette giden adamı da ürkütüyor, dersini kabûl ettiriyor.

Meselâ: Âyet-i Nur’da, seyahat-ı hayâliye ile hakikat olarak gördüğüm vaziyetleri gayet kısaca işâret edeceğiz. Tafsîlini isteyen Sikke-i Gaybiye’nin âhirine baksın.

Ezcümle: O seyahat-ı hayâliyede, rızka muhtaç hayvanat âlemini gördüğüm vakit, maddî felsefe ile baktım, hadsiz ihtiyacât ve şiddetli açlıklarıyla beraber za'f ve aczleri, o zîhayat âlemini bana çok acıklı ve elîm gösterdi. Ehl-i dalâlet ve gafletin gözüyle baktığımdan feryâd eyledim. Birden Hikmet-i Kur'âniye ve îmânın dûrbîni ile gördüm ki: Rahmân ismi, Rezzâk burcunda parlak bir güneş gibi tulû' etti. O aç, bîçâre zîhayat âlemini rahmet ışığıyla yaldızladı.

Sonra hayvanat âlemi içinde, yavruların za'f ve acz ve ihtiyaç içinde çırpındıkları hazîn, elîm ve herkesi rikkat ve acımağa

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.