İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 44 / 262
44

Ve şu bahtiyar ise hakikati görür. Hakikat ise güzeldir. Hakikatin hüsnünü derk etmekle, hakikat sâhibinin kemâline hürmet eder. Rahmetine müstehak olur.

İşte, “Fenâlığı kendinden, iyiliği Allah’tan bil.” olan hükm-ü Kur'ânî’nin sırrı zâhir oluyor. Daha bunlar gibi sâir farkları muvâzene etsen anlayacaksın ki; evvelkisinin nefs-i emmâresi, ona bir manevî Cehennem ihzar etmiş. Ve ötekisinin hüsn-ü niyeti ve hüsn-ü zannı ve hüsn-ü hasleti ve hüsn-ü fikri, onu büyük bir ihsân ve saâdete ve parlak bir fazilete ve feyze mazhar etmiş.

Ey nefsim! Ve ey nefsimle beraber bu hikâyeyi dinleyen adam!

Eğer bedbaht kardeş olmak istemezsen ve bahtiyar kardeş olmak istersen, Kur'ân’ı dinle ve hükmüne mutî' ol! Ve O’na yapış! Ve ahkâmıyla amel et!..

Şu hikâye-i temsîliyede olan hakikatleri eğer fehmettin ise; hakikat-i din ve dünya ve insan ve îmânı ona tatbik edebilirsin. Mühimlerini ben söyleyeceğim. İncelerini sen kendin istihrâc et.

İşte bak! O iki kardeş ise; biri, rûh-u mü'min ve kalb-i sâlihtir. Diğeri, rûh-u kâfir ve kalb-i fâsıktır. Ve o iki tarîkten sağ ise; tarîk-ı Kur'ân ve îmândır. Sol ise; tarîk-ı isyan ve küfrandır. Ve o yoldaki bahçe ise; cem'iyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde muvakkat hayat-ı ictimâiyedir ki; içinde hayır ve şer, iyi ve fenâ, temiz ve pis şeyler beraber bulunur. Âkıl odur ki; خُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalb ile gider.

Ve o sahrâ ise; şu Arz ve Dünya’dır. Ve o arslan ise; ölüm ve eceldir. Ve o kuyu ise; beden-i insan ve zaman-ı hayattır. Ve o altmış arşın derinlik ise; ömr-ü vasatî ve ömr-ü gâlibî olan altmış

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.